<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-34731940</id><updated>2011-04-21T21:10:21.952-07:00</updated><title type='text'>BASINDA YARGI HABERLERI 04.09.06 [ METİN ÖZDERİN ]</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://04eylul2006.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/34731940/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://04eylul2006.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Metin OZDERIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10121960027332376506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img240.imageshack.us/img240/8495/gdrg2.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>1</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-34731940.post-115874369688925192</id><published>2006-09-20T02:14:00.000-07:00</published><updated>2006-09-20T02:14:57.046-07:00</updated><title type='text'>04 EYLUL 2006 PAZARTESI GUNLU GAZETELERDEN YARGI HABERLERI</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;b&gt; &lt;span style="font-family:Bookman Old Style;font-size:78%;color:#4272b9;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:78%;color:#4272b9;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8pt; color: rgb(66, 114, 185); font-family: Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8pt; color: rgb(51, 102, 204); font-family: Arial;"&gt;4 Eylül 2006  Tarihli ve 26279 Sayılı Resmî Gazete&lt;/span&gt;  &lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Arial Black;font-size:85%;color:#4272b9;"&gt;            &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;color:#4272b9;"&gt;                                  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;color:#003399;"&gt;        &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;color:#3366cc;"&gt;MEVZUAT&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 2px; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family: Arial;" lang="EN-US"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000066;"&gt;YÜRÜTME VE  İDARE BÖLÜMÜ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 2px; text-align: justify;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 2px; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color:#000066;"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 8pt; font-family: Arial;" lang="EN-US"&gt;BAKANLIĞA VEKÂLET&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8pt; font-family: Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8pt; font-family: Arial;" lang="EN-US"&gt;ETME&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8pt; font-family: Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8pt; font-family: Arial;" lang="EN-US"&gt;İŞLEMİ&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 2px; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8pt; font-family: Arial;" lang="EN-US"&gt;&lt;a style="text-decoration: none;" href="http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2006/09/20060904-1.htm"&gt;—  Devlet  Bakanı Mehmet AYDIN’a, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN’in  Vekâlet Etmesine Dair Tezkere&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1"&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Yeni adli yıl 6 Eylül'de  başlıyor&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Adli ve idari yargıda 36 gün süren adli  tatil, 6 Eylül Çarşamba günü sona eriyor. Yeni adli yılın başlaması dolayısıyla  Yargıtay'da 6 Eylül'de tören düzenlenecek.&lt;br /&gt;AA- Törende, Yargıtay Başkanı  Osman Arslan, 2006-2007 adli yıl açılış konuşmasını yapacak. Türkiye Barolar  Birliği Başkanı Özdemir Özok da törende konuşacak.&lt;br /&gt;Yargıtay Başkanı Arslan ve  beraberindeki Yargıtay üyeleri, hakim ve savcılar, öğleden sonra Anıtkabir'i  ziyaret edecek.&lt;br /&gt;Anıtkabir ziyaretinin ardından Yargıtay'da düzenlenecek  ikinci bir törenle yıl içinde emekli olan Yargıtay mensuplarına onur belgesi ve  plaket verilecek.&lt;br /&gt;Yargıtay Başkanı Osman Arslan, akşam da Devlet Konukevi'nde  kokteyl verecek.&lt;br /&gt;Adli tatil süresince adliyelerde nöbetçi mahkemeler,  Yargıtay ve Danıştay'da nöbetçi daireler görev yaptı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Milli Piyango sanal kumara savaş  açtı&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;br /&gt;Milli Piyango İdaresi, sanal oyunlarla  mücadelenin devam edeceğini açıkladı&lt;br /&gt;Milli Piyango İdaresi, sanal kumara  karşı hukuk savaşı açtı. Milli Piyango, yurtdışı merkezli bir internet sitesi  hakkında açtığı davanın sonucunu beklemeden Türkiye'de oyun oynatan 30 sitenin  daha engellenmesi için rapor hazırladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Milli Piyango İdaresi, geçtiğimiz mart  ayında çıkarılan ve internet ortamında talih oyunları oynatılmasını yasaklayan  yönetmelik ile bu tür faaliyetlerin takibi ile görevlendirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk  aşamada, personeline eğitim veren idare, merkezi yurtdışında bulunan bir oyun  sitesini takibe aldı. Gerekli delilleri toplayan idare, siteni kapatılması  istemiyle savcılığa başvurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başvuru adli tatilin ardından Asliye Hukuk  mahkemelerinde ele alınacak.&lt;br /&gt;Yargının, talih oyunu oynatan sanal ortam  faaliyetlerinin durdurulmasına karar vermesi halinde, sözkonusu siteye erişim  engellenecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözkonusu siteyle ilgili karar, Milli Piyango İdaresi  için, emsal teşkil etmesi bakımından büyük önem taşıyor. Zira, İdare 30 yeni  site için de bir çalışma içinde. Yetkililer, sanal oyunlarla mücadelenin giderek  yaygınlaşacağını belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli Piyango İdaresi'ne göre, dünya  genelinde internette şans oyunları oynatan 6 bini aşkın site bulunuyor.  Türkiye'de de her ay 1.5 milyonun üzerinde kişi bu tür oyunlara yaklaşık 2  milyon dolar yatırıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;strong&gt;&lt;u&gt;Kızılhaç’tan Kızılay’a bağış  şartı: Projede ABD hukuku uygulansın&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Türk Kızılayı’nın Orta Asya’da yürüttüğü  şube açma ve eğitim projesi, Kızılhaç’la arasını açtı. Orta Asya Türk  Cumhuriyetleri’ndeki projeye Amerikan Kızılhaçı, 110 bin dolar destek  verdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ancak Kızılhaç’ın bağış için ‘Projede  Amerikan hukuku uygulanacak’ koşuluna Kızılay yetkilileri karşı çıktı. Kızılhaç,  “Bağış alanın Amerika ekonomik yaptırımları ve anti-terörist kontrolleri ile  alakalı olarak bütün kanunlar ve uygulamalarla tamamıyla uyumlu olması  gerekmektedir.” koşulunu öne sürünce, Kızılay Başkanı Tekin Küçükali de bağış  için kabul edilmesi istenen bu maddenin bir an önce değiştirilmesini istedi.  Türk Kızılayı’nın “Bu madde ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmeyi gerektirir.”  şeklindeki çıkışına, 110 bin dolarlık bağışla projede yer almak isteyen  Kızılhaç’tan henüz bir cevap gelmedi. Türk cumhuriyetlerine yönelik Bölgesel  Afet Yönetimi kapasitesinin artırılması için eğitim ve şube geliştirme protokolü  imzalayan Kızılay, çalışmaya ortak olmak isteyen Amerikan Kızılhaçı’na ilk anda  olumlu cevap verdi. Ancak Kızılhaç, 110 bin 649 dolarlık bağışına karşılık  ‘Amerika’nın hukuk kuralları geçerli olacak’ şartını öne sürdü. Projede Amerikan  hukukunun geçerli olma gerekçesi ise şöyle anlatıldı: “Amerikan Kızılhaçı, kişi  veya kuruluşa para transferi gerçekleştirirken, ekonomik yaptırımlar veya  anti-terörist uygulamalarla ilgili herhangi bir Amerikan yasasını ihlal  etmediğinden emin olmak zorundadır. Bu kişiler ve kuruluşlar, ABD tarafından Göç  ve Uyrukluk Kanunu Bölüm 219, Uluslararası Acil Ekonomik Yetkiler Kanunu ve  Ulusal Acil Durumlar Kanunu çerçevesinde belirlenir.” Bunun üzerine Kızılay  yetkilileri, “Türk Kızılayı misyonuna ve Cenevre konvansiyonlarına aykırı hiçbir  koşul ve şartı kabul edemez. Bu maddede ısrarınız ilişkilerimizi yeniden gözden  geçirmeyi işaret edecektir.” diyerek maddenin kaldırılmasını istedi. Kızılhaç’ın  işbirliği teklifi sunan mektubunda, “Bağış alanın Amerika ekonomik yaptırımları  ve anti-terörist kontrolleri ile alakalı olarak bütün kanunlar ve uygulamalarla  tamamıyla uyumlu olması gerekmektedir.” denildi. Mektupta, kanunların, Amerikan  Kızılhaçı’na ekonomik yaptırımların veya anti terörist uygulamaların odağı olan  kişi ve kuruluşlara kaynak sağlamasını yasakladığı da bildirildi. Kızılay  Başkanı Küçükali, Zaman’ın ulaştığı belgedeki Kızılhaç’ın öne sürdüğü koşulları  kabul etmelerinin söz konusu olamayacağını söyledi. Kızılhaç’la bu şartlarla  işbirliği yapmayacaklarını belirten Küçükali, daha önce hiçbir ulusal dernekten  böyle bir mektup almadıklarını da ifade etti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Serbest Özden, İstanbul &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; 6 milyon YTL`lik  itiraz&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;13.3 milyon YTL`ye İstanbul`da bina satışı  yapan Halkbank`ın bu ihalesi fesat karıştırıldığı öne sürülerek iptal edildi. 7  ay sonra aynı bina 19.3 milyon YTL`ye satıldı. Bu satış, `kamu yararı` olmadığı  gerekçesiyle durduruldu. İlk ihalenin önü açıldı&lt;br /&gt;Önder Yılmaz&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Halkbank, İstanbul İstiklal Caddesi`ndeki  Tünel Şubesi binasının 6 milyon YTL daha fazla satışında `kamu yararı` görmeyen  3 hakimi Adalet Bakanlığı`na şikayet etti. Halkbank ile İstanbul 2. İdare  Mahkemesi`nin 3 hakimini karşı karşıya getiren olayda Adalet Bakanlığı  hakimlerin ihaleye ilişkin kararını incelemeye aldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Milliyet`in ele geçirdiği belgelere göre  yüzde 99.9`u kamuya ait olan Halkbank, İstiklal Caddesi`ndeki Tünel Şubesi  hizmet binasını 6 Aralık 2005`te 12.3 milyon YTL`den açık arttırma ile satışa  çıkardı. İhaleye en yüksek teklifi 13.3 milyon YTL ile Üniversal Gayrimenkul A.Ş  verdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İkinci ihaleye çıkıldı&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ancak ihaleye fesat karıştırıldığı, rakip  firmaların ihaleden haberdar edilmediği iddia ve şikayetleri üzerine ilk ihale  iptal edildi. Bunun üzerine ihaleyi kazanan Üniversal Gayrimenkul A.Ş. iptal  istemiyle mahkemeye başvurdu. İstanbul İdare Mahkemesi`ne başvuran şirket,  ihalenin `sebepsiz yere ve hukuka aykırı şekilde iptal edildiği`ni savunarak  kararın öncelikle yürürlüğünün durdurulmasını, ardından da iptal edilmesini  istedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İlgili mahkeme, şirketin talebi  doğrultusunda yürütmeyi durdurdu. Ancak bir üst mahkemeye giden Halkbank,  yürütmenin durdurulması kararını iptal ettirerek ikinci ihaleye  çıktı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;7 ayda % 45 değer artışı&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;10 Temmuz 2006`ta yapılan ikinci ihalede,  binayı 19.3 milyon YTL ile en yüksek teklifi veren ÇAK Tekstil aldı. Bu satış  üzerine yeniden aynı idare mahkemesine başvuran Üniversal Gayrimenkul A.Ş, hem  ikinci ihalenin yürütmesinin durdurulmasını, hem de Halkbank yönetiminin birinci  ihaleye ilişkin iptal kararının iptalini istedi. 3 hakimden oluşan mahkeme bu  talepleri uygun bularak hem ikinci ihalenin yürütmesini durdurdu, hem de ilk  ihalenin iptal edilmesine ilişkin kararı yok saydı. Mahkeme iptal kararını  `(asgari) bedelin aşıldığı bir ihalede yeterli rekabetin oluşmadığı gerekçesiyle  ihalenin iptalinin `kamu yararına uygun sebep` olmayacağı` gerekçesine  dayandırdı. Üniversal Gayrimenkul A.Ş, bu arada Asliye Hukuk Mahkemesi`ne de  başvurarak söz konusu binanın üçüncü kişilere devir ve satışı üzerine ihtiyati  tedbir koydurdu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Halkbank çileden çıktı&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Halkbank, ilk ihalenin iptal edilmesini yok  sayan kararı temyize götürürken, ikinci ihale satışı üzerindeki ihtiyati tedbir  kararını kaldırmak için yeniden bir üst mahkemeye başvurdu. Halkbank`ın  başvurusuna ilişkin ilk duruşma 7 Eylül`de yapılacak. Halkbank yönetimi, aynı  mahkemede aleylerinde üstüste verilen kararlar için `Devletin binasının 6 milyon  YTL daha fazlaya satılmasında kamu yararı nasıl yok denebilir`  dediler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bakanlığa şikayet dilekçesi&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Adalet Bakanlığı`na da şikayet dilekçesi  yazan Halkbank, hakimleri ısrarla Üniversal Gayrimenkul A.Ş. lehinde karar  vermekle suçladı. Dilekçede, `Bölge İdare Mahkemesi`nce varılan karar ve sonuç  ile yine dosya kapsamında yer alan ayrıntılı beyanlarımızı yok sayarak, bankamız  zararına yol açacak şekilde hukuka aykırı karar veren idare mahkemesi başkanı ve  üyeleri hakkında şikayet etme zorunluluğu doğmuştur` denildi. Başvuru üzerine  Adalet Bakanlığı hakimlerin kararını incelemeye aldı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Din İşleri Yüksek Kurulu sosyal  sigortaları caiz buldu.&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ankara - Din İşleri Yüksek Kurulu, sosyal  sigortalar, karşılıklı sigortalar ve ticari sigortaların, İslam dinine uygun  olduğuna karar verdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kurul, kar payı esasına dayalı çalışan  birikimli hayat sigortası ile bireysel emeklilik tasarruf ve yatırım sisteminin  de "yatırılan primlerin, dinen helal alanlarda değerlendirilmesi" durumunda caiz  olduğu sonucuna vardı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kurul kararında, Hz. Peygamber döneminde  bulunmayıp daha sonra ortaya çıkan akitlerin, "İslam hukukunun esaslarına  muhalif bir öğe bulundurmadığı, irade beyanı, karşılıklı rıza" gibi dinen aranan  şartları taşıdığı durumlarda sahih olduğu ifade edildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bazı bilginlerin, kumar anlamı taşıdığını  öne sürerek, sigortanın caiz olmadığını savunmalarının doğru olmadığı ifade  edilen kararda, şunlar kaydedildi:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;"Kumar ve bahiste taraflar, kararlaştırmış  oldukları parayı kaybetmeyi başta göze alıp, bir ihtiyacı karşılamayı değil,  oyun aracılığı ile emeksiz bir zenginleşmeyi amaçlamaktadırlar. Sigorta  sözleşmesinde ise sigortalının tesadüfe bağlı bir olaydan zenginleşmesi söz  konusu değildir. Çünkü sigortacı, risk gerçekleşince, üzerine aldığı riskin  meydana getirdiği zararı, sigorta sözleşmesine dayalı olarak öder. Sigorta  sözleşmesinde öngörülen riskin gerçekleşmesi halinde sigortalının uğradığı zarar  giderilmekte olup sigortalıya bir zenginleşme sağlamamaktadır."&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kararda ayrıca sigortada, haksız tazmin ve  haksız kazancın söz konusu olmadığı kaydedildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bazı bilginlerin, özellikle hayat  sigortasında "Allah'ın kudretine meydan okuma manası" olduğunu ileri sürdükleri  hatırlatılan kararda, "meydana gelen zararın, riske maruz kalanın üzerinde  kalması yerine sigortalıların ödedikleri primlerden ödenen tazminat yoluyla  bütün sigortalılara dağıtılmasını" öngören sigortanın, felaket ve kazaların  zararının hafifletilmesini gaye edinmiş karşılıklı taahhüt ve yardımlaşmaya  dayanan bir sistem olduğu kaydedildi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; Seçim barajı davasında sözlü  savunma zamanı&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;  Seçimde yüzde 10'luk barajı aşamayan  DEHAP'lı iki adayın AİHM'de açtığı davanın yarınki oturumunda seçim barajı  tartışılacak. Türkiye, yüzde 10'luk barajın gerekçesini açıklayacak&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;TÜRKİYE'NİN yüzde 10'luk seçim barajı,  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) gündeminde. Türkiye, yarın AİHM  yargıçlarına yüzde 10'luk seçim barajının gerekçesini açıklayacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Partilerin Meclis'e girebilmesi için gerekli  olan yüzde 10 barajını aşamayan DEHAP'lı iki adayın davasında söz savunmaya  verildi. Milletvekili seçilememelerini yüzde 10'luk baraja bağlayan DEHAP'lılar  bunun kaldırılması için AİHM'e başvurdu. DEHAP'lılar, başvurularında seçim  sisteminin adil olmadığına, seçim bölgelerinde yüzde 50'ye yakın oy almalarına  rağmen Meclis'e giremediklerine dikkat çekmişlerdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;DEHAP'lıların başvurusunu kabul eden AİHM  de, Türkiye'den seçim sistemindeki yüzde 10'luk baraja ilişkin sözlü savunma  yapmasını istedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yüzde 10 savunması&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Türkiye'yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi  yargıçları önünde savunacak olan hukukçuların, seçim barajının yüzde 10'un  altına indirilmemesinin gerekçesini açıklayacakları belirtildi. Yarın yapılacak  duruşmada, özellikle seçim barajının inmesinin istikrarı olumsuz yönde  etkileyeceği görüşü üzerinde durmaları bekleniyor. Türkiye'nin savunmasında, iç  hukukta partilerin yüzde 10 barajını aşmak için koalisyon kurmalarını engelleyen  hiçbir hükmün olmadığına da dikkat çekecekleri belirtiliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;DEHAP'lıların ise çok sayıda oyları  olduğunu, ancak yüzde 10'luk seçim barajı nedeniyle Meclis'e giremediklerini  vurgulayacakları ifade ediliyor. Duruşma yarın Strasburg'daki Avrupa İnsan  Hakları Mahkemesi'nin 2'nci Dairesi'nde yapılacak. İnsan Hakları Mahkemesi'ne,  Türkiye'deki seçim sistemi ve yüzde 10'luk seçim barajıyla ilgili daha önce  başvuru yapıldığına dikkat çekilirken, mahkemenin davaya ilişkin vereceği karar  ilk olacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Mahkemenin vereceği kararın, hazırlanacak  yeni Siyasi Partiler ve Seçim Yasası'nın içeriğini de büyük ölçüde etkileyeceği  belirtiliyor. Hükümetin, Meclis'in açılmasının ardından seçim sistemine ilişkin  bir takım değişiklikler yapmayı planladığına dikkat çekilirken, verilecek  kararın yeni düzenleme için önem taşıdığına işaret ediliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yeşim ERASLAN / ANKARA&lt;br /&gt;04.09.2006  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; Daha önce açılan davayı  tüketiciler kazanmıştı...&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;Köprü zammına karşı DAVA  açıldı&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Tüketiciler Birliği, köprü ve otoyol  ücretlerine 1 Eylül 2006 tarihinden geçerli olmak üzere yapılan zammın iptali ve  yürütmesinin durdurulması istemiyle Ankara İdare Mahkemesinde dava  açtı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;(4 Eylül 2006 Pazartesi)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;AA - Tüketiciler Birliği Genel Başkan  Yardımcısı Üstün Bol, Karayolları Genel Müdürlüğünün 2001 yılında köprü ve  otoyol ücretlerine yaptığı zammın, Ankara 4. İdare mahkemesince iptal edildiğini  hatırlatarak, bu son zam kararının da yargı tarafından iptal edileceğini öne  sürdü. Üstün Bol, Ankara 4. İdare Mahkemesinin, o zaman verdiği iptal kararının  gerekçesinde, ''Kamusal hizmetin gelir artırıcı bir kalem olarak görülemeyeceği  ve külfetlerin adil dağıtımı ilkesine aykırı'' olduğu görüşüne yer verdiğini  hatırlattı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;O zaman Karayolları Genel Müdürlüğünün iptal  kararı verilinceye kadar tüketicilerden fazladan 41 trilyon lira aldığını  savunan Bol, bu günkü zamma ilişkin karar iptal edilinceye kadar da fazladan  80-100 trilyon lira alacağını öne sürdü.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bol, 1 Eylül 2006 tarihinden sonraki geçiş  ücretlerine ilişkin fişlerin atılmamasını istedi. Bol, ''Zam kararı iptal  edildikten sonra bu fişlerle dava açılarak fazladan yapılan ödemeler geri  alınabilir'' diye konuştu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;YASA, BASINA KISITLAMA  GETİRİYORDU...&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;Cumhurbaşkanı Sezer'in Anayasa Mahkemesi'ne  açtığı davanın ilk incelemesi, YARIN&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanı Ahmet  Necdet Sezer'in, 5532 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun'un 2 maddesindeki bazı hükümlerin iptali istemiyle açtığı davanın ilk  incelemesini yarın yapacak.&lt;br /&gt;(4 Eylül 2006 Pazartesi)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yüksek Mahkeme, başvuruda herhangi bir  eksiklik tespit etmezse esastan görüşme kararı verecek. Raportörün hazırlayacağı  raporun ardından Anayasa Mahkemesi heyeti başvuruyu görüşecek.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Cumhurbaşkanı Sezer, yasanın 5 ve 6.  maddelerinin bazı hükümlerinin iptalini istemişti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;-BASINA YÖNELİK KISITLAMALAR-&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Cumhurbaşkanı Sezer'in iptalini istediği 5.  madde hükmü, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 6. maddesinin 4. fıkrasına  ekleme yapıyor. Buna göre, isim ve kimlik belirterek veya belirtmeden kime  yönelik olduğunun anlaşılmasını sağlayacak surette kişilere karşı terör  örgütleri tarafından suç işleneceğini veya terörle mücadelede yer almış kamu  görevlilerinin hüviyetlerini açıklama, yayınlama veya bu yolla kişileri hedef  gösterme fiilinin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, basın ve yayın  organlarının suçun işlenişine iştirak etmemiş olan sahipleri ve yayın  sorumluları hakkında ceza öngörüyor. Hüküm ayrıca terör örgütünün faaliyeti  çerçevesinde suç işlemeye alenen teşvik, işlenmiş olan suçları ve suçlularını  övme veya terör örgütünün propagandasını içeren süreli yayınların hakim  kararıyla; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de Cumhuriyet savcısının  emriyle tedbir olarak 15 günden bir aya kadar durdurulabilmesini hükme  bağlıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sezer'in iptalini istediği 6. madde hükmü  ise 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesinde değişiklik yapıyor.  Buna göre hüküm, terör örgütünün propagandasının basın yayın yoluyla yapılması  durumunda suçun işlenişine iştirak etmemiş olan sahipleri ve yayın sorumluları  hakkında adli para cezası uygulanmasını öngörüyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Cumhurbaşkanı Sezer, Anayasa Mahkemesi'ne  açtığı davanın gerekçesinde, bu hükümlerin, ''Suçun işlenişine iştirak etmemiş  olan basın ve yayın organlarının sahipleri ve yayın sorumlularının başkasının  eylemi nedeniyle ceza sorumluluğu altına sokulduğunu, bunun ceza sorumluluğunun  kişiselliği ilkesiyle bağdaşmadığına'' işaret etmişti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sezer, hükümlerin Anayasa'nın ''basın  özgürlüğü'' ve temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasındaki ''ölçülülük''  ilkesine aykırı olduğunu vurgulamıştı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; 15 işkence davasından 2’si  mahkûmiyetle sonuçlandı&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2005 yılında  izlemeye aldığı 52 önemli işkence davasından 15’i sonuçlandı. Bunlardan 10’u  beraat, 2’si erteleme, 1’i ise zamanaşımına uğradı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sadece 2 davada sanıklara mahkumiyet  verildi. Takip edilen toplam 59 soruşturmadan ise 35’i sonuçlandı; 31  takipsizlik, 2 yetkisizlik, bir görevsizlik, bir de ‘kovuşturmaya yer olmadığı’  kararı çıktı. İHD Başkanı Yusuf Alataş, hükümetin ‘işkenceye sıfır tolerans’  hedefinde bir ilerleme olmadığını savundu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Tüm dünyada ‘insanlık suçu’ olarak  gösterilen işkencenin, Türkiye’de yasal önlemlere karşın hâlâ gerekli cezayı  alamadığına yönelik çarpıcı veriler var. İHD, 2005’teki işkence dava ve  soruşturmalarına yönelik izlenimleri bir raporda toplayarak kamuoyunun ilgisine  sundu. Rapor, geçtiğimiz yıl açılan 52 dava ve 59 soruşturmayı içeriyor. Bir yıl  içerisinde 57 sanık ve 15 mağduru kapsayan sadece 15 dava sonuçlandı. 2 dava  mahkumiyetle sonuçlandı. Raporda, işkence iddialarının ve yargılamalarının çok  büyük bir bölümünün cezasız kaldığı belirtilirken, uygulamada işkence yasağının  gerektirdiği bir zihniyet değişikliğinin gerçekleştirilemediği ileri sürüldü.  Raporda, “52 dava 59 soruşturmaya dair bilgiler, soruşturma ve kovuşturmanın tüm  aşamalarında işkence yapanların korunduklarını göstermektedir. Bu durum, işkence  yapan kolluk görevlilerini cesaretlendirmekte ve işkencenin gündemden düşmesini  engellemektedir.” iddialarına yer verildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Habib Güler, Ankara &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Açık açık 'hakim ve savcıları hizaya getirmek  için bomba attırdım' diyen emekli paşaya DAVA açıldı&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın,  Şemdinli'de Umut Kitabevi'nin bombalanması olayını örnek göstererek,  Güneydoğu'da görevde olduğu dönemde "hakim ve savcıları hizaya getirmek için  bomba attırdığını" söyleyen emekli Korgeneral Altay Tokat hakkında dava açtığı  bildirildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Genelkurmay Askeri Savcılığı, "askeri  konularda beyanda bulunmak" suçundan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını  istediği Tokat'ın attırdığını belirttiği bombalarla ilgili soruşturma dosyasını  ayırdı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Savcılık, bu konuda da ayrı bir dava  açabilecek.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Aktüel dergisinde yayımlanan demecine göre  Tokat, "1995-98 yılları arasında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde görev yaparken  bazı hakim ve savcıları hizaya sokmak için bir iki bomba attırdığını"  söylemişti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;(4 Eylül 2006 Pazartesi)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Kan davasına ömür boyu  hapis&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Şanlıurfa’da arazi anlaşmazlığı yüzünden  başlayan kan davasında 2 kişiyi öldüren, 1 kişiyi de yaralayan 3 sanığa rekor  bir ceza verildi&lt;br /&gt;04.09.2006&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Şanlıurfa’nın Suruç İlçesi’ne bağlı  Yaylatepe Köyü Ataklar Mezrası’nda, 31 Ağustos 2005’te Bozan Türkman ile  Necmettin Türkman’ı öldürdükleri, Kemal Türkman’ı da yaraladıkları iddiasıyla  tutuklu yargılanan, Abdülkadir Türkman ile amcaları Salih ve Mehmet Türkman,  Şanlıurfa 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar için hakim karşısına çıktı.  Sanıkların hazır bulunduğu duruşmada mahkeme, kararını açıkladı. 3 sanık,  ‘tasarlayarak kan gütmek saikiyle adam öldürmek’ suçundan 2’şer kez  ağırlaştırılmış ömür boyu, ‘yaralama’ suçundan 20’şer yıl, ‘Ateşli Silahlar  Kanunu’na muhalefet etmek’ suçundan ise 6’şar yıl ağır hapis cezasına, 450 YTL  de para cezasına çarptırıldı. Sanıklara verilen cezada mahkeme heyeti taktiri  indirim ve iyi hal uygulamadı. Davanın müdahil avukatı Bülent Kurt, “Karar yeni  TCK’ya göre verildi. Bir hukukçu olarak hangi suçlu olursa olsun bu derece ceza  alması bizleri hoşnut etmemektedir. Olay sonrasında müvekkillerimiz açısından da  ciddi mağduriyetler oluşmuştur. Toplumsal açıdan ve bu tür olayların önlenmesi  noktasında emsal oluşturması bakımından oldukça önemli bir karardır” diye  konuştu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Türkiye'de seçim barajı  uygulaması yerinde mi değil mi?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;AİHM, yarın Türkiye'de seçim barajı  gündemiyle toplanacak...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;DEHAP, KONUYU AVRUPA'YA TAŞIMIŞTI: Avrupa  İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye'de uygulanan yüzde 10'luk seçim  barajıyla ilgili açılan davayı yarın ele alıyor.&lt;br /&gt;(4 Eylül 2006  Pazartesi)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;AA - DEHAP üyeleri Resul Sadak ve Mehmet  Yumak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) özgür seçimlerle ilgili 1.  protokolü 3. maddesini gerekçe göstererek, yüzle 10'luk seçim barajının,  seçmenlerin kendilerini özgürce ifade edebilme haklarına engel teşkil ettiğini  savunuyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;3 Kasım 2002 tarihinde düzenlenen genel  seçimlerde Şırnak'tan aday olan Sadak ve Yumak, partilerinin kentte yüzde 45,95  oranında oy almasına rağmen milletvekilli seçilemedikleri gerekçesiyle 2003  yılında AİHM'ye başvurmuşlardı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;AİHM, Türk hükümeti ve başvuru sahipleri  avukatlarının görüşlerini dinledikten sonra kararını ileri bir tarihte  verecek.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; 426 bin emekli TÜFE farkı  alamadan öldü&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Türkiye İşçi Emeklileri Derneğinin (TİED)  araştırmasına göre, 2000 yılı Ocak ayından bu yana TÜFE farkını alamadan  hayatını kaybeden hak sahibi sayısı 426 bini aştı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;AA- SSK verileri esas alınarak yapılan  araştırmaya göre, dava açarak hak talep eden emeklilerin bu paralarını aldıkları  belirtilen araştırmada, dava açmadan yetkililerin soruna çözüm bulmasını  bekleyen 3 milyon 148 bin 826 emeklinin, yaklaşık yüzde 13,5'ine karşılık gelen  426 bin 569 kişinin haklarını alamadan öldükleri kaydedildi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Araştırmada, SSK bünyesinde 1999 yılı sonu  itibariyle sistemden aylık alan kişi sayısının 3 milyon 148 Bin 826 olduğu, bu  kişilerin 1 Ocak 2000 tarihli zammın, aylık almakta oldukları tarihler  itibariyle uygulanması nedeniyle TÜFE farkı alacaklarının doğduğu  savunuldu.&lt;br /&gt;TİED Genel Başkan Yardımcısı Gazi Aykırı yaptığı açıklamada,  emeklilerin üzerine düşeni yaptığını ama beklediği sonuca ulaşamadığını  söyleyerek, TÜFE farkı alacaklarının derhal ve defaten hak sahiplerine  ödenmesini talep etti.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Enerji Bakanı Güler: Ceza,  yasanın gereği&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Enerji Üst Kurulu'nun lisanssız bayilere  akaryakıt vermeye devam eden ana dağıtım şirketlerine kestiği toplam 1,6 milyar  yeni liralık cezayı, Enerji Bakanı Hilmi Güler de ‘kanunun gereği' olarak  yorumladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Uluslararası Cevher Hazırlama Kongresi'nde  soruları cevaplayan Güler, kanunun özel sektörün katılımıyla hazırlandığına  vurgu yaparak, “Bu, yasanın oluşturduğu bir durumdur. Büyük aktörleri davet  ederek bu yasayı çıkardık.” dedi. Güler, tüketici derneklerinin akaryakıt  fiyatlarının yüksekliği yüzünden yapacakları eylemi de “Piyasa mekanizması  işliyor. Bunun neticelerini görüyoruz; ama ben böyle bir eyleme girmelerini  tavsiye etmem.” sözleriyle değerlendirdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İstanbul, Zaman &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Uluslararası Cevher Hazırlama  Kongresi başladı&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İSTANBUL - Uluslararası Cevher Hazırlama  Kongresi, İstanbul'da başladı. Toplantıda 46 ülkeden 1,000 katılımcı 452 bildiri  yayınlanacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Uluslararası Cevher Hazırlama Kongresi'nin  açılış kokteylinde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler,  madencilik ve cevher hazırlama sektörüne son derece önem verdiklerini  söyledi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Toplantıda 46 ülkeden 1,000 katılımcının yer  alacağını ve 452 bildiri yayınlanacağını ifade eden Güler, "Toplantı, madencilik  ve cevher hazırlama açısından bir ziyafet olacaktır" dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Enerji ve madencilik sektörünün iç içe  olduğuna işaret eden Güler, son 100 yılda dünya GSMH'sinin 18 kat arttığını,  bunda madenciliğin son derece önemli katkısının bulunduğunu kaydetti. Güler,  insanlığın refahı ve yaşam standardının büyük ölçüde madenciliğin gelişmesine  bağlı olduğunu vurguladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Dünyada 1.5 trilyon dolarlık madencilik  sektörü bulunduğunu ve 10 milyar ton maddenin sürekli olarak işlendiğini ifade  eden Güler, bu rakamın yüzde 75'ini enerji hammaddesinin oluşturduğuna  söyledi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Güler, "Türkiye'de kömür üretiminde, doğal  taşlarda çok büyük atılım yaptık. Türkiye madencilikte 132 ülke arasında 28,  maden çeşitliliği açısından da 10. sırada geliyor. Hükümet olarak madensiz  kalkınamayacağımızı düşünerek madenciliğe önem veriyoruz. Cevher hazırlama da  burada çok önemlidir" diye konuştu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;EPDK'nın cezaları, yasadan  kaynaklanıyor&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Konuşmasının ardından gazetecilerin  sorularını yanıtlayan Güler, Enerji Piyasası Denetleme Kurulu'nun (EPDK)  akaryakıt dağıtım şirketlerine kestiği cezaya ilişkin olarak, "Bu, yasanın  oluşturduğu bir durumdur. Yasayı birlikte çıkardık. Büyük aktörleri, özel sektör  başta olmak üzere hepsini davet ederek bu yasayı çıkardık. Yasanın kendisi bu  hükümleri ortaya koyuyor. Bu yasa herkesin katkısı ile çıktı" dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Tüketici derneklerinin akaryakıt  fiyatlarının yüksek olması nedeniyle eylem yapmaya hazırlandığının  hatırlatılması üzerine de Güler, yeni Petrol Yasası ile fiyatları serbest  bıraktıklarını, bakanlığın ve hükümetin herhangi bir müdahale yapmasının söz  konusu olmadığını, 2 yıldır fiyatların tamamıyla piyasa mekanizmalarıyla  oluştuğunu söyledi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Güler, "Piyasa mekanizması işliyor. Bunun  neticelerini görüyoruz ama ben böyle bir eyleme girmelerini tavsiye etmem" diye  konuştu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Açılış kokteylinde Hilmi Güler'e Yurt  Madenciliği Geliştirme Vakfı tarafından 2005 yılında verilen hizmet ödülü de  sunuldu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Federasyonların özerkliği Anayasa  Mahkemesi'nin incelemesinde.&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ankara - Danıştay 10. Dairesi,  federasyonlara talepte bulunmaları durumunda Merkez Danışma Kurulu'nun uygun  görüşü, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nün bağlı olduğu bakanın teklifi ve  Başbakanın onayı ile idari ve mali özerklik verilebileceğine ilişkin yasa  hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi,  başvurunun ilk incelemesini yarın yapacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Edinilen bilgiye göre, Danıştay 10. Dairesi,  konuya ilişkin yönetmeliğin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan  iki ayrı davada, 5105 sayılı yasa ile 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel  Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna eklenen ek 9. maddenin  hükümlerinin Anayasa'ya aykırılık iddiasını "ciddi" bularak iptali istemiyle  Anayasa Mahkemesi'ne götürdü.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Anayasa Mahkemesi, başvurunun ilk  incelemesini yarın yapacak. Mahkeme, başvuruda bir eksiklik görmez ve iptali  istenen kuralları baktığı davada uygulanacak kural olarak kabul ederse esastan  incelemeye alacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Danıştayın Anayasa'ya aykırılık iddiasında  bulunduğu 3289 sayılı yasaya eklenen ek 9. madde, "özerklik" başlığını taşıyor.  Bu maddenin 1,5, 6 ve 8. fıkraları ile 7'nci fıkranın ve 5. ve 6. cümlelerinin  iptalleri isteniyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Pepe: Yanan ormanlara site, tarla  yaptırmayız&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bakan Osman Pepe, Milli Savunma Bakanı Vecdi  Gönül, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kocaeli milletvekili Nihat Ergün AK  Parti Kocaeli İl Yönetimi'nce düzenlenen kahvaltılı toplantıya katıldı. Pepe,  toplantı öncesinde bir gazetecilerin Datça'da yanan orman alanlarına site  yapılacağı şeklindeki haberleri hatırlatması üzerine, yanan ormanların  Anayasa'nın ve yasaların yüklemiş oldukları sorumluluk çerçevesinde bir yıl  içerisinde ağaçlandırıldığını söyledi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu haberleri yazıp, bu şekilde  yorumlayanların kanunlarla yapılan düzenlemelerden fazla bilgisi olmadığını  ifade eden Pepe, şöyle konuştu: 'Bu haberleri yazıp, bu şekilde yorumlayan  arkadaşlarım zannediyorum Anayasa'nın 169 ve 176. maddeleri, 1831 ve 1924 sayılı  kanunlarla yapılan düzenlemelerden çok fazla malumatları yok. Halbuki, yanan  orman alanları, anayasamızın ve yasamızın yüklemiş olduğu sorumluluk  doğrultusunda yılı içerisinde ağaçlandırılır. Yani buraları ne kimse site  yapabilir, ne kimse tarla yapabilir, ne kimse bağ yapabilir, bostan yapabilir.  Öyle bir şey söz konusu değil.'&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Türk adayın 'soykırım'  istifası&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Partisinin hazırladığı Ermeni soykırımını  inkar tasarısına karşı çıkanca meclis adaylığı çekildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Belçika'da, "Ermeni soykırımını inkar"  yasası geçirtmek için girişimde bulunan Valon Liberal Parti, Türk üyesi Derya  Bulduk'u belediye meclisi adaylığından düşürdü. Nedeni ise Bulduk'un "Ermeni  soykırımını kabul etmemesi..." 8 Ekim'deki yerel seçimde başkent Brüksel'de  Türklerin yoğun olduğu Saint-Josse Belediye Meclisi'ne aday olan Bulduk,  "Soykırımı kabul etmemi istediler. Susmadım, adaylıktan çekildim" dedi. İktidar  ortağı parti, "Ermeni soykırımını inkar edenlere 1 yıla kadar hapis ve 5 bin  euro para cezası" verilmesini öngören yasa tasarısı hazırladı. Bu 'politikaya'  uymayan Bulduk, "İstifa etmemi istemediler. Parti başkanıyla basın toplantısı  düzenleyip soykırımı tanımamı istediler" dedi. Partili iki senatörün sunduğu  tasarı federal mecliste geçen yıl reddedildi. Bu yıl yeniden gündeme getirilen  tasarı, Senato Adalet Komisyonu'nda bekliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Fikret AYDEMIR/BRÜKSEL&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; `Düzelin, yoksa sorun  çıkar`&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;24 Ekim`de yayımlanacak İlerleme Raporu`nun  anafikrini oluşturacak taslak raporda, Türkiye`nin ifade ve dinsel özgürlük,  azınlık hakları ve diğer konulardaki eksikliklerinin müzakere sürecini olumsuz  etkileyeceği belirtiliyor&lt;br /&gt;GÜVEN ÖZALP Brüksel&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Avrupa Parlamentosu, eleştiri dozu oldukça  yüksek ve parlamenterlerce değişiklik önergesi bombardımanına tutulan Türkiye  taslak raporunu, bugün Dışişleri Komisyonu`nda (AFET) ele alarak oylayacak.  Raporu hazırlayan Hollandalı Hıristiyan demokrat parlamenter Camiel Eurlings,  343`ü bulan değişiklik önergesinin sayısını azaltmak amacıyla 22 uzlaşı önergesi  hazırladı. Rapor, son dönemlerin en ağır belgelerinden biri olmaya  aday.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu gece oylanacak raporda en önemli vurgu,  24 Ekim`de AB Komisyonu tarafından yayımlanacak İlerleme Raporu`nun da  anafikrini oluşturması beklenen, reform sürecindeki yavaşlama ve belli alanlarda  yaşanan sürekli eksiklikler üzerine yapılıyor. Türkiye`nin reform sürecini  yeniden canlandırmasını isteyen raporda en önemli eksiklikler olarak ifade  özgürlüğü, dini özgürlükler, asker-sivil ilişkileri, azınlık hakları  gösteriliyor. Vakıflar Yasası talebi, Heybeliada Ruhban Okulu`nun bir an önce  açılması, yeni terörle mücadele yasasının özgürlükleri kısıtlayıcı unsurlar  içermemesi, TCK`daki bazı maddelerin ve 301`in değiştirilmesi ya da iptal  edilmesi çağrısı yer alıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kürt sorunu&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kürt sorununa demokratik çözüm talep eden ve  siyasi diyaloğun teşvikini isteyen belgede, yüzde 10`luk seçim barajının  düşürülmesi isteniyor. PKK`nın kınandığı taslakta, terörle mücadelede Türkiye  ile dayanışma içinde olunduğu vurgulanıyor. AB yolunda yapılan reformları  yansıtacak yeni bir anayasa ihtiyacının dile getirildiği taslak belgede,  Ermenistan`la ilişkilerin normalleştirilmesi, Rum Kesimi`nin tanınması, Ek  Protokol`ün onaylanıp uygulanması isteniyor. Bütün bunların yapılmaması halinde  müzakere sürecinin etkileneceği belirtiliyor. Belge, son halini eylül sonunda AP  Genel Kurulu`nda alacak. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;'NE HALE'  GELDİK...&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;Rüşvet teklif  eden sürücüye CEZA YAZAN polisler, ÖDÜLLENDİRİLDİ...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Isparta Emniyet Müdürlüğü'nde bugün farklı  bir tören düzenlendi. Kendilerine teklif edilen rüşveti kabul etmeyerek 3 ayrı  maddeden ceza yazılacak sürücüye, gerekli cezayı yazan 2 polis memuru, Emniyet  Müdürü Ahmet Kemal Seyhan tarafından ödüllendirildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İHA - Isparta Emniyet Müdürlüğü'nde bugün  farklı bir tören düzenlendi. Kendilerine teklif edilen rüşveti kabul etmeyerek 3  ayrı maddeden ceza yazılacak sürücüye, gerekli cezayı yazan 2 polis memuru,  Emniyet Müdürü Ahmet Kemal Seyhan tarafından ödüllendirildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Emniyet Müdürlüğü lokalinde gerçekleştirilen  törene, Trafik Şube Müdürlüğü ekipleri katıldı. Tören öncesi 3 yıldır çalıştığı  Isparta Emniyet Müdürlüğü görevi süresince en mutlu günlerinden birini  yaşadığını söyleyerek konuşmasına başlayan Emniyet Müdürü Ahmet Kemal Seyhan,  toplumda yara olarak görülen rüşvet olayının, kendi memurları tarafından  reddedildiğini söyledi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Seyhan, "Bugün en mutlu günlerimden birini  yaşıyorum. Polis-vatandaş işbirliğinde en önemli nokta, halkın güvenini  kazanmak. Bunu sağlamak bizim öncelikli görevlerimiz arasında. Son zamanlarda  toplumun yarası olan, rüşvet konusunda sizleri yanlış yollara sevk etmeye  çalışanları okuyor, görüyoruz. O nedenle doğru, ilkeli ve dürüst çalışmanızı  istiyorum. Sizlerden ricam, bu türlü art niyetli kişilerin oyununa gelmeyin. Bu  konuda gerekli titizliği göstereceğinize inanıyorum. Kanun hakimiyetinin önünde  hiçbir şey yoktur. Biz, kanun adamıyız. Kanunlara uymak, uymayanı uydurmak  zorundayız" dedi. Yaşanan rüşvet olayını anlatan Emniyet Müdürü Seyhan,  "Gelendost bölgesinde arkadaşlarımız, çok onurlu bir hareket sergiledi. 3 ayrı  maddeden ceza yazılacak bir sürücüye, aracını durdurarak ceza yazan Gelendost  Bölge Trafik Denetleme İstasyon Amirliği'nde görevli Recep Hakanoğlu ve Caner  Selvi, söz konusu sürücü tarafından rüşvet teklifiyle karşılaştı. 510 YTL ceza  yazılan sürücü, bu arkadaşlara 100 YTL rüşvet teklif etmiş. Ancak bu teklifi  arkadaşlarımız kabul etmemiş ve gerekli cezayı yazmış. Rüşvet teklifinde bulunan  sürücü, ayrıca rüşvet teklif etmekten adliyeye sevk edildi. Arkadaşlarımızı bu  onurlu davranışından dolayı kutluyor, kendilerini tebrik ediyorum. Bu örnek  davranış, tüm topluma örnek olsun" diye konuştu. 16 yıllık polis memuru ve ekip  amiri Recep Hakanoğlu ile 13 yıllık polis memuru Caner Selvi, Emniyet Müdürü  Ahmet Kemal Seyhan tarafından çeyrek altın ve teşekkür belgesiyle  ödüllendirildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;(4 Eylül 2006 Pazartesi)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;TMY ile ilgili ilk inceleme yarın  yapılacak&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanı Ahmet  Necdet Sezer'in, 5532 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun'un 2 maddesindeki bazı hükümlerin iptali istemiyle açtığı davanın ilk  incelemesini yarın yapacak.&lt;br /&gt;AA- Yüksek Mahkeme, başvuruda herhangi bir  eksiklik tespit etmezse esastan görüşme kararı verecek. Raportörün hazırlayacağı  raporun ardından Anayasa Mahkemesi heyeti başvuruyu görüşecek.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Cumhurbaşkanı Sezer, yasanın 5 ve 6.  maddelerinin bazı hükümlerinin iptalini istemişti.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Basına yönelik kısıtlamalar&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanı  Sezer'in iptalini istediği 5. madde hükmü, 3713 sayılı Terörle Mücadele  Kanunu'nun 6. maddesinin 4. fıkrasına ekleme yapıyor. Buna göre, isim ve kimlik  belirterek veya belirtmeden kime yönelik olduğunun anlaşılmasını sağlayacak  surette kişilere karşı terör örgütleri tarafından suç işleneceğini veya terörle  mücadelede yer almış kamu görevlilerinin hüviyetlerini açıklama, yayınlama veya  bu yolla kişileri hedef gösterme fiilinin basın ve yayın yoluyla işlenmesi  halinde, basın ve yayın organlarının suçun işlenişine iştirak etmemiş olan  sahipleri ve yayın sorumluları hakkında ceza öngörüyor. Hüküm ayrıca terör  örgütünün faaliyeti çerçevesinde suç işlemeye alenen teşvik, işlenmiş olan  suçları ve suçlularını övme veya terör örgütünün propagandasını içeren süreli  yayınların hakim kararıyla; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de Cumhuriyet  savcısının emriyle tedbir olarak 15 günden bir aya kadar durdurulabilmesini  hükme bağlıyor.&lt;br /&gt;Sezer'in iptalini istediği 6. madde hükmü ise 3713 sayılı  Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesinde değişiklik yapıyor. Buna göre hüküm,  terör örgütünün propagandasının basın yayın yoluyla yapılması durumunda suçun  işlenişine iştirak etmemiş olan sahipleri ve yayın sorumluları hakkında adli  para cezası uygulanmasını öngörüyor.&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanı Sezer, Anayasa  Mahkemesi'ne açtığı davanın gerekçesinde, bu hükümlerin, "Suçun işlenişine  iştirak etmemiş olan basın ve yayın organlarının sahipleri ve yayın  sorumlularının başkasının eylemi nedeniyle ceza sorumluluğu altına sokulduğunu,  bunun ceza sorumluluğunun kişiselliği ilkesiyle bağdaşmadığına" işaret  etmişti.&lt;br /&gt;Sezer, hükümlerin Anayasa'nın "basın özgürlüğü" ve temel hak ve  özgürlüklerin sınırlandırılmasındaki "ölçülülük" ilkesine aykırı olduğunu  vurgulamıştı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Hayalî ihracat ‘nitelikli  dolandırıcılık’ sayılacak&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Hükümet, kaçakçılığa uygulanacak  yaptırımları ağırlaştıran ve bu tür suçların araştırılmasıyla ilgili yöntemleri  genişleten çalışmalarını tamamladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nu değiştiren  ve yöntemleri yenileyen düzenlemeye göre, hayali ihracat dışındaki kaçakçılık  suçlarına katılanlara süresiz pişmanlık hakkı tanınıyor. Resmi makamlar haber  almadan önce verdikleri bilgilerle faillerin yakalanmasını veya kaçak eşyanın  ele geçirilmesini sağlayanlar cezalandırılmayacak. Kaçakçılık olaylarını ihbar  edenlerin kimlikleri, izinleri olmadıkça veya ihbarın niteliği haklarında suç  oluşturmadıkça açıklanamayacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kaçakçılara etkin pişmanlık hakkı getiren  düzenleme, kaçak malın değerinin üç ya da beş katının Hazine'ye ödenmesi halinde  ceza verilmemesine veya davanın düşürülmesine imkan sağlıyor. TBMM Başkanlığı'na  sunulan tasarıyla getirilen düzenlemelerden bazıları şöyle: Hayalî ihracat  yöntemleriyle haksız çıkar sağlayanlar, Türk Ceza Kanunu'nun ‘nitelikli  dolandırıcılık’ suçuna ilişkin hükümlerine göre (iki yıldan yedi yıla kadar  hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası) cezalandırılacak. Yasak eşyayı  ithal edenler, 2 yıldan 6 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adlî para  cezasına çarptırılacak. Bu ürünleri satın alan, satışa arz eden, satan, taşıyan  veya saklayanlara da aynı ceza uygulanacak. İnsan sağlığı ve güvenliği, hayvan  ve bitki varlığı ve sağlığı ya da çevrenin kirletilmesinde zararlı ve tehlikeli  eşyayı aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal edenlere, fiili başka bir suç  oluşturmadığı takdirde, eşyanın gümrüklenmiş değerinin 6 katı idari para cezası  uygulanacak. İhracı yasak olan eşyayı Türkiye'den ihraç edenlere, 1 yıla kadar  hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası uygulanacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Fatih Atik, Ankara&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; Yargı çalışanları Ankara  yürüyüşüne başladı&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;AA- Yargı çalışanları, sorun ve  taleplerini Adalet Bakanlığına iletmek için 6 Eylülde Ankara'da yapacakları  yürüyüşe İzmir'den başladılar.&lt;br /&gt;İzmir Adalet Sarayı önünde toplanan KESK ve  Büro Emekçileri Sendikası yönetici ve üyeleri adına basın açıklaması yapan BES  Genel Başkanı Mustafa Çınar, yargı çalışanlarının zor koşullar altında görev  yaptığını ifade etti. Çınar, taleplerini şöyle sıraladı:&lt;br /&gt;"Yargı  çalışanlarının bütününü kapsayan yeni bir yasal düzenleme yapılmalıdır. Adli  yargı tazminatı günün koşullarına göre artırılmalıdır. Hizmetin gereği fazla  mesai yapılan yerlerde, mesaiye kalan personel, gönüllülük esasına göre mesaiye  bırakılmalıdır. Örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm engeller kaldırılmalı, adli  yılın açılışında tüm yargı emekçilerine bir maaş tutarında ikramiye  verilmelidir."&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; Adlî yıl açılışında  çalışanlarından eylem&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası  (BES), yargıda çalışanların sorunlarını gündeme getirmek için bugün İzmir’den  ‘’Yargıda Adalet İstiyoruz’’ yürüyüşü başlatacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;BES Genel Başkanı Mustafa Çınar, yaptığı  açıklamada, sendika yöneticileri ve şube başkanlarının, yürüyüş boyunca, İzmir,  Manisa, Balıkesir, Bursa ve Eskişehir’i izleyerek, adli yılın açılışı olan 6  Eylülde Ankara’ya geleceklerini söyledi. Çınar, Adalet Bakanlığı önünde  yapılacak basın açıklamasına yürüyüşe katılanların dışında, çeşitli illerden  gelecek üyelerinin de katılacağını bildirdi. Bakanlığa verecekleri dilekçelerle  yargıda çalışanların sorunlarını dile getireceklerini ifade eden Çınar, ayrıca  uyuşmazlıkla sonuçlanan ve ‘’oyuna dönüştüğünü’’ dile getirdiği toplu görüşme  sürecinin ‘’figüranı olmadıklarını’’ ortaya koyacaklarını  kaydetti&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; AP'de Türkiye  oylaması&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu,  Hollandalı Hıristiyan Demokrat üye Camiel Eurlings tarafından kaleme alınan  Türkiye raporunu ve bu rapora verilen değişiklik önergelerini bugün  oylayacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;br /&gt;Türkiye- AB bayrakları&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;br /&gt;Eurlings'in raporunda Türkiye'ye bir  dizi eleştiri getiriliyor&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Anadolu Ajansı'na göre rapor, Dışişleri  Komisyonu'ndaki oylamanın ardından, bu ayın sonunda yine Strasbourg'da  düzenlenecek genel kurul toplantılarında tartışılarak son kez oylamaya  sunulacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;AP Dışişleri Komisyonunda Türkiye raporuna  bugüne kadar parlamenterler ve siyasi gruplarca 349 değişiklik önergesi  verildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Taslak raporda, Türkiye'den, reform süreci,  özellikle ifade özgürlüğü, dini haklar ve azınlık hakları, sivil-asker  ilişkileri, kadın hakları, sendikalar, kültürel haklar, yargının bağımsızlığı ve  reformların uygulanmasının hızlandırılması isteniyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Hükümetin hazırladığı dokuzuncu reform  paketinin memnuniyetle karşılandığı ifade edilen raporda, yeni terörle mücadele  yasasının temel hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı unsurlar içermemesi talep  ediliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;''Hükümet yetkilileriyle askeri personel ve  güvenlik personeline ayrıcalık yapılmadan yargı önünde herkese eşit muamele  yapılması'' istenen raporda, Türk Ceza Kanununda ''keyfi yorumlamaya uygun  olduğu'' öne sürülen 216, 277, 288, 301, 305 ve 318. maddelerin değiştirilmesi  çağrısında bulunuluyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Taslak raporda, PKK sert bir dille  kınanırken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen yıl yaptığı  ''cesaretlendirici açıklamanın ardından Türk hükümetinin Kürt sorununa  demokratik çözüm araması'' çağrısına yer veriliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Raporda, eski Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat  Sarıkaya'nın görevden alınmasının ''derin endişe kaynağı'' olduğu ifade  edilirken, Şemdinli olaylarından sonraki gelişmelerin ''Türk toplumunda ordunun  rolünün yeniden canlandığını değil, devam ettiğini gösterdiği'' ileri  sürülüyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yüzde 10 olan seçim barajının indirilmesi  istenen raporda, bu sayede TBMM'de daha geniş temsil sağlanacağı görüşü  savunuluyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;AB yolunda yapılan reformları yansıtacak  yeni bir anayasaya ihtiyaç olabileceği görüşüne yer verilen raporda, Danıştaya  yapılan saldırı da şiddetle kınanıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Raporun ''İnsan Hakları ve Azınlıkların  Korunması'' başlığı altında, AP'nin son raporundan bu yana dini özgürlükler  bağlamında ilerleme sağlanmamış olmasından ''esef duyulduğu'' ifade edilirken,  Türkiye'ye dini azınlıkların ruhbanlarını eğitmede ve mülk edinmede  karşılaştıkları sorunları ortadan kaldırması çağrısı yapılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Raporda, Alevilerin tanınması ve korunması  istenirken, cem evlerinin de dini merkezler olarak tescil edilmesi, dini  eğitimin gönüllülük esasına göre düzenlenmesi ve sadece Sünni inancını  yansıtmaması gibi talepler yer alıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;''Güneydoğu'' başlığı altında PKK'nın  saldırılarını yoğunlaştırmasının şiddetle kınandığı raporun taslağında, terörle  mücadelesinde Türkiye ile dayanışma içinde olunduğuna vurgu  yapılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Raporda, Türkiye'ye ''koruculuk sistemini  lağvetmesi'', ''Kürt sorununa demokratik çözüm araması'', ''gözaltı ve  tutuklamalarda Avrupa standartlarını uygulaması'' gibi çağrılarda  bulunuluyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;''Modern, demokratik ve laik Türkiye,  medeniyetlerin birbirini daha iyi anlamasında yapıcı rol oynayabilir'' denilen  taslak raporda, Ermenistan ile diplomatik ve iyi komşuluk ilişkilerinin  başlatılmasında Türkiye'nin ön koşulsuz olarak gerekli adımları atması ve bu  ülkeyle sınır kapısını bir an önce açması isteniyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Türkiye'nin limanlarını Rum gemilerine  açması da talep edilen raporda, ''Kıbrıs dahil tüm AB üyelerinin tanınması,  müzakere sürecinin zorunlu parçasıdır'' deniliyor.&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; İsmailağa  şifresi&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Nakşibendiler'in İsmailağa kolu ikinci kez  esrarengiz bir cinayetle sarsıldı. İmam camide öldürüldü, katil linç  edildi&lt;br /&gt;04.09.2006&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İstanbul’un en tutucu semti Fatih  Çarşamba’daki İsmailağa Camii’nde, her pazar sabahı, namaz sonrasında, cemaat  lideri Mahmut Ustaosmanoğlu tarafından vaaz veriliyordu. Ancak dünkü vaazı,  Mahmut Hoca’nın, “Sen benim ayaklı kütüphanemsin. Keşke senin gibi iki adamım  daha olsa” dediği sağ kolu Bayram Ali Öztürk verdi. Mahmut Hoca’nın ölümünden  sonra yerine geçeceği söylenen 54 yaşındaki emekli imam Öztürk, vaazında  peygamberlere ve evliyalara yönelik saldırılardan, kötü davranışlardan söz etti.  Ardından duaya başladı. Kısa bir süre sonra, dördüncü sıradan kalkan Mustafa  Erdal isimli bir kişi, “Ben de dua istiyorum” diyerek, elinde kağıtla Öztürk’e  yaklaştı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;ALLAH DİYE BAĞIRDI&lt;br /&gt;Saldırgan, bu sırada,  “Allah” diye bağırarak, cübbesinin içinden çıkarttığı bıçağı Bayram Ali  Öztürk’ün kalbine sapladı. Mustafa Erdal, bıçağı bir kez daha saplamaya fırsat  bulamadan, camii içerisinde bulunan cemaat üyeleri üzerine çullandı. Fatih’teki  Medical Park Hastanesi’ne kaldırılan İmam Öztürk de katil Erdal da hayatını  kaybetti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;MİHRABA VURDU&lt;br /&gt;Olay sırasında camide  bulunanlar, katilin linç edilidiğini söyledi. Hatta bazı cemaat üyeleri Mustafa  Erdal’ın yanında olan iki kişinin saldırının ardından “Öldürün onu” diye bağırıp  cemaati galeyana getirerek linç edilmesini sağladığını öne sürdü ve “Saldırı  planıydı. Beraberindekiler, saldırganın ölmesini sağlayarak, yakalanıp  sorgulanmasını engelledi” iddiasında bulundu. Ancak İstanbul Emniyet Müdürü  Celalettin Cerrah’ın, 30 Ağustos törenleri sırasında Lübnan’a asker  gönderilmesini protesto eden gençlere yönelik linç girişimini, “Vatandaş iyi  yapmış” diye nitelemesinin ardından temkinli davranan İstanbul Emniyeti,  zanlının kafasını mihraba vurarak kendini öldürdüğünü söyledi. Mahmut Hoca’nın  damadı Hızır Ali Muratoğlu da, 17 Mayıs 1998’de aynı camiide kurşunlanarak  öldürülmüştü. Saldırgan Ufuk Salih Hantal, son olayda olduğu gibi sohbet  sırasında, cübbesinin altından çıkardığı silahla Hızır Ali Muratoğlu’nu  öldürmüş, yalınayak kaçmıştı. Ustaosmanoğlu, kendisinden sonra cemaate liderlik  için 2 isim seçmişti. Biri damadı Muratoğlu, diğeri de Cüppeli Ahmet Hoca olarak  bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’ydü... Muradoğlu öldü, Cüppeli Ahmet de “17 Ağustos  Depremi’nin, günahkarlara Allah tarafından verilen bir ceza olduğunu” söyleyince  2 yıl 7 ay 3 gün hapis cezasına çarptırıldı. Cüppeli’nin böylesine deşifre  olmasıyla da Mahmut hoca kendisine dün öldürülen İmam Öztürk’ü veliaht  seçti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;BOĞULMUŞTUR&lt;br /&gt;Olayın duyulmasının ardından  yüzlerce cemaat üyesi, Medical Park Hastanesi önüne akın etti. Tekbir getiren  kalabalığı Mahmut Hoca’nın amcasının oğlu Abdullah Ustaosmanoğlu yatıştırdı.  Gazetecilere de açıklamayı Ustaosmanoğlu yaptı: “Sabah namazından sonraki sohbet  sırasında cemaat içerisinden bir kişi hocayı bıçaklamış. Cemaat de daha fazla  bıçak darbesi vurmasını engellemek için saldırganı engellemeye çalışmış. Çıkan  kargaşada saldırgan da ölmüş. Sanırım kalabalıktan boğularak öldü. Saldırganı  tanıyan yok. Fakat, daha önce buralarda geziyormuş. Emniyetten böyle bilgi  geldi.” İsmailağa Cemaati, İmam Öztürk’ün cenaze namazının öldürüldüğü camide  kılınmasını istedi. Ancak İstanbul Emniyeti, “provokasyon olur” düşencesiyle  buna karşı çıktı ve törenin Adapazarı’nda yapılmasını önerdi. Cemaat de bunu  reddetti. Sonunda, cenaze namazının yarın Fatih Camii’nde kılınmasında  uzlaşıldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İsmailağa koluna ‘uzaklaş’ mesajı mı?&lt;br /&gt;75  yaşındaki Mahmut Ustaosmanoğlu’nun lideri olduğu İsmailağa cemaati, Nakşibendi  Tarikatı’nın en radikal kesimi olarak biliniyor. Çarşamba’daki yaklaşık 30  binlik nüfusun neredeyse yarısını bu cemaat oluşturuyor. Cemaatin erkekleri  cübbe, şalvar ve takke, kadınları ise sıklıkla çarşaf ya da vücut hatlarını  belli etmeyen elbiseler giyiyor. 8 yıl arayla işlenen bu cinayetlerin, tarikatın  kalbinde yani İsmail Ağa Camii’nde meydana gelmesi, cemaat üyeleri tarafından  ’camiden uzaklaşın’mesajı olarak algılanıyor. Zira, İsmailağa Cemaati’nin, diğer  tarikatlardan ayrıldığı en önemli nokta, “ders” adı verilen vaazların,  toplantıların evlerde değil, halka açık camide yapılması. Bu da, toplantılara  dışardan katılımı da sağlıyor. Mürit olmayanlar, sadece merakla bile olsa  sohbetleri izleyebiliyor. Böylece cemaatin genişlemesi kolaylaşıyor. Camideki  cinayet; bu hızlı yayılımın durması için, “Kamuoyuna rahat ulaşacak bu kanalı  kapatın. Gidin evlerde toplanın” şeklinde yorumlanıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Cemaata ‘Cinayet aydınlanır’ sözü&lt;br /&gt;Çok  sayıda Çevik Kuvvet polisi de hastane çevresinde yoğun güvenlik önlemi aldı.  Cemaat üyeleri, hastaneye gelen İstanbul Emniyet Müdürü Celaleddin Cerrah’tan,  olayın aydınlatılmasını ve arkasındaki güçlerin ortaya çıkartılmasını istediler.  Gazetecilere bir açıklama yapmayan Cerrah, hastane önündeki cemaat üyelerine, bu  olayın mutlaka aydınlatılacağı sözünü verdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ruşen Çakır Analizi:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Provokasyon olabilir ama tutması  imkansız&lt;br /&gt;Bayram Ali Öztürk pekala siyasi olmayan nedenlerle öldürülmüş  olabilir. Ama bu cinayeti Danıştay saldırısı gibi diğer terör olaylarıyla  ilişkilendirenler de çıkacaktır. Öldürülen kişi, cinayetin yeri gibi hususlar  her türden komplo teorisini haklı çıkaracak kadar simgesel anlamlara  sahip.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Öztürk, Türkiye’nin en etkili  tarikatlarından olan Nakşibendiliğin İsmailağa kolunun önde gelen isimlerinden  biriydi. Onu Fatih Çarşamba’da ve İsmailağa Camii içinde, yani tarikatin  kalbinde öldürdüler. Trabzon Çaykara doğumlu Mahmut Ustaosmanoğlu (86), 1960  yılında ölen Ahıskalı Ali Haydar Efendi’den devraldığı Nakşibendi şeyhliğini  esas olarak bu camiden yürüttü. Genellikle alt ve alt-orta gruplara hitap eden  Mahmut Hoca’nın çok sayıda müridinin dükkan açtığı veya evlerini taşıdığı  Çarşamba yıllardır “İslamcılığın kurtarılmış bölgesi” muamelesi  görüyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Her türden yeniliğe “biat” diye karşı  çıkmaya çalışan İsmail Ağa Nakşileri daha ilk bakışta kılık kıyafetleriyle fark  edilirler. Erkekler sarık, cübbe ve şalvar, kadınlarsa çarşaf tercih ederler. Bu  nedenle, iç ve dış medyada yer alan “Türkiye’de irtica” fotoğraflarının çoğu  Çarşamba’da çekilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Türkiye’de bir çatışma ortamı yaratmak  isteyenlerin gözünde, son derece yaygın, ama kendi içinde alabildiğine  dayanışmacı olan bu cemaat iyi bir seçim olabilir. Ancak onları, tıpkı  Türkiye’deki diğer cemaatlerin çoğu gibi, bir-iki cinayetle sokaklara dökmek pek  mümkün değildir. Çünkü “paranoyak” tanımını hak edecek ölçüde bu türden  provokasyonlara hazırlıklıdırlar. Zaten devletin zaafa düştüğü anarşi  ortamlarından çok korkarlar. Hele epey sıcak baktıkları Recep Tayyip Erdoğan’ın  liderliğindeki AKP iktidarını zora düşürmemek için daha dikkatli olacakları  kesindir. Kaldı ki provokasyonlara karşılık vermeleri durumunda en ağır bedeli  kendilerinin ödeyeceğini de bilirler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Nitekim yine aynı camide sekiz yıl önce  Mahmut Hoca’nın damadı Hızır Ali Muratoğlu öldürülmüştü. Zanlı Ufuk Şahin  Hantal, “Onu üzerime cinlerini saldığı için öldürdüm” demiş ve olay da  kapanmıştı. “Meczup” açıklaması cemaati asla tatmin etmedi, ama bağırlarına taş  bastılar. Hızır Hoca’yı şehit ilan edip kendisini velilik mertebesine  yükselttiler. Birileri bu cinayeti siyasi bazı hesaplarla kotarmış olabilir, ama  amaçlarına ulaşabilmeleri pek mümkün görünmüyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Resmi yazıyla  uyarıldık&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Türkiye`nin 3 Ekim`de katılım  müzakerelerine başlamasının üzerinden yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen,  hükümetin süreç ile ilgili ayak sürümesi yurtiçi ve yurtdışında eleştirilere  uğruyor. AP`nin Hollandalı parlamenteri Camiel Eurlings`in hazırladığı ve yarın  akşam Avrupa Parlamentosu`nda oylanacak olan 2006 Türkiye raporunda bu konu,  sert ifadelerle dile getirildi. AB`nin genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn ise,  Dışişleri Bakanı Gül`e ilk kez resmi bir yazıyla konuyla ilgili sıkıntılarını  dile getirdi. Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komisyonu, Hollandalı  parlamenter Camiel Eurlings tarafından hazırlanan 2006 Türkiye raporunu 4 Eylül  akşamı oylayacak. Taslak raporda, Türkiye`nin AB reformlarını yavaşlatığına  dikkat çekiliyor. Türkiye`nin 3 Ekim`de katılım müzakerelerine başlamasından  neredeyse bir yıl sonra, AP Türkiye raportörü Eurlings, insan hakları ile ilgili  gelişiminin yoğun bir şekilde eleştirildiği bir rapor hazırladı. Raporunu son  gelişmeler ışığı altında güncelleyen Eurlings,Türkiye`nin AB reformlarını  yavaşlatığına dikkat çekiyor. Raporun önsözünde ` ifade özgürlügünün tatmin  edici bir durumda olmadığı` ve `yolsuzluk hala önemli bir sorun olmaktadır`  yazısı dikkat çekiyor. Raporda ayrıca müzakerelerin Türkiye`yi mutlaka üyeliğe  doğru götürecegi gibi bir mecburiyet tanımadığı da belirtiliyor. Camiel Eurlings  tarafından kaleme alınan 11 sayfalık raporda, `Avrupa Parlamentosu temel haklar  ve özgürlüklerle ilgili olarak geçtiğimiz yıl zarfında sınırlı oranda ilerleme  kaydedilmesinden ve AP`nin geçtiğimiz yılki raporundan bu yana din özgürlüğü  alanında hiçbir ilerleme kaydedilmemesinden dolayı üzüntü duymaktadır`  deniliyor. ŞEMDİNLİ VE DANIŞTAY SALDIRILARI RAPORDA Taslak raporda, `AB`nin  Türkiye`yi entegrasyon hızını kaybetmeden kendi bünyesinde özümseyebilmesi  konusu dikkate alınmalı` görüşü ortaya konuyor. Kilit noktayı teşkil eden  Ankara`nın Kıbrıs`ı tanımaması hususunun yeniden ifade edildiği raporda  Türkiye`ye bu tavrında değişikliğe gitmesinin halen `katılım sürecinin gerekli  bir unsuru` olduğu hatırlatılıyor. Ayni zamanda raporda Türkiye`nin ısrarla AB  ile imzalamış olduğu Ankara protokülünü yerine getirmediğine işaret ediliyor ve  Kıbrıs bayraklı gemi ve uçaklara uygulanan ambargonun kaldırılmasının üyelik  için bir şart olduğunun altı çiziliyor. Raporda, Van Savcısı Ferhat Sarıkaya`nın  görevden alınması, Danıştay saldırısı ve PKK`ya yönelik eleştiriler yer alıyor.  Raporda Danıştay`a yönelik silahlı saldırıda polisin açık tehditlere rağmen  hakimleri tam anlamıyla koruyamamasının endişe verici olduğu belirtiliyor.  Raporda, yargı bağımsızlığı, dini özgürlüklerin sağlanması, askeri harcamaların  Sayıştay denetimine alınması ve kadın haklarında bazı ihlallerin giderilmesi  gibi konularda da Türkiye`ye eleştireler var. Raporun PKK`yla ilgili bölümünde  ise bu konuda Türkiye ile dayanışma içinde olunması gerektiği vurgulanıyor.  EYLÜL SONUNDA OYLANACAK Diğer yandan Türkiye`nin AB ile girişimlerine dair bazı  olumlu noktalara da dikkat çekilen raporda `yerlerinden edilen insanlarla ilgili  kanunun uygulanmasının memnuniyetle karşılandığı` ve `işkenceye sıfır tolerans  politikasıyla ilgili kanunlarda ilerlemeler kaydedildiğinin kabul gördüğü` ifade  ediliyor. Raporun Dış İlişkiler Komitesi`nde 4 Eylül`de oylanması beklenen  rapor, daha sonra 25-28 Eylül`de AP Genel Kurul`unda oylamaya sunulacak. /  BRÜKSEL 03.09.2006&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; Başhekimin katil zanlısı  yakalandı&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İstanbul'da Özel Huzur Hastanesi'ni silahla  basıp işten çıkarılmasından sorumlu tuttuğu hastane sahibi Harun Karabıçak'ı  öldürüp, başhekim Özgür Yiğit'i ağır yaralayan Abdurrahman Can dün yakalandı.  Cinayetten sonra Antalya'da gizlenirken daha fazla kaçamayacağını anlayan ve  parası biten katil zanlısı Can, teslim olmaya karar verdi. Can, polise teslim  olmadan babasıyla helalleşmek için Burdur'a gitti. Polis gelme ihtimalini göz  önünde bulundurup sürekli gözlediği baba ocağında Can'ı kıskıvrak yakaladı.  Babasıyla helalleştikten sonra ifadesi için Burdur Emniyet Müdürlüğü'ne  getirilen ve savcı tarafından da sorgulanan Can, İstanbul'a götürülmek üzere  operasyona katılan İstanbul polisine teslim edildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Şadiye ŞEKER / BURDUR&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;u&gt;&lt;strong&gt;Çelik 'sahteciliği' kabul  etti&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim  Kurumları Genel Müdürü Öner Güney'in, 2005 yılında görevinden alınırken evrakta  sahtecilik yapıldığı ortaya çıktı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Güney'in, 30 Temmuz 2003 tarihli  dilekçesinin, tarih kısmında tahrifat yapılarak 2005 yılına çevrildiği Bakan  Hüseyin Çelik tarafından da kabul edildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;AKP iktidarı döneminde birçok faaliyeti  tartışılan, özellikle de kadrolaşma konusunda sık sık gündeme gelen Milli Eğitim  Bakanlığı, son yaşanan bir olayla da "sahtekarlık skandalına" imza  attı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Milli Eğitim Bakanlığı'nın, bir genel  müdürün görevinden alınması sırasında Milli Eğitim Temel Kanunu'nun ikinci  maddesindeki "Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini  benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima  yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere  dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine  karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş  yurttaşlar olarak yetiştirmek" amacının tam tersi bir tutum sergilediği ortaya  çıktı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;HER ŞEY 2003 TARİHLİ DİLEKÇEYLE  BAŞLADI&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Milli Eğitim Bakanlığı'nda, Çankaya Köşkü'nü  yanıltmaya kadar varan "sahtekarlık skandalı" Bakanlık üst görevlerine getirilen  bürokratlardan boş kağıda imza attırılması yöntemiyle başladı. 2003 yılında Özel  Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü görevine getirilen Öner Güney de dilekçe  şekline dönüştürülebilecek boş kağıda imza attı. Yaklaşık iki yıl boyunca Özel  Öğretim Kurumları Genel Müdürü olarak görev yapan Güney, 2005 yılına  gelindiğinde Bakan Çelik tarafından genel müdürlük unvanını üstünde taşımak  şartıyla görevinden uzaklaştırılarak Bakanlık müşavirliğine verildi. Kısa bir  süre sonra da bir başka bürokrata yer açmak amacıyla Güney'in üzerindeki Özel  Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü alınmak istendi, bu doğrultuda Çankaya  Köşkü'ne kararnamesi gönderildi. Güney, 2005 yılının Ağustos ayında kararnameyle  genel müdürlükten alınarak uzman yapıldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;EVRAKTA SAHTEKARLIK DAVASI AÇTI&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Üçlü kararname ile görevinden alınan Güney,  tekrar genel müdürlüğe dönmek amacıyla mahkemeye başvurdu ve açtığı dava haklı  bulundu. Mahkeme kararıyla Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne dönen Öner  Güney, ikinci bir dava açarak Bakanlığın kendisinin görevden alınması sırasında  evrakta sahtekarlık yaptığını iddia etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na  başvuran Güney, 2003 yılında verdiği 30 Temmuz 2003 tarihli imzalı boş  dilekçenin yıl kısmındaki "2003" rakamının "2005" olarak değiştirildiğini  savunarak Bakanlık Personel Genel Müdürü Remzi Kaya hakkında suç duyurusunda  bulundu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;KÖŞK DE YANILTILDI&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Güney, suç duyurusunda, tahrifat yapılan  dilekçesinin genel müdürlükten uzmanlığa alınmasını sağlayan Çankaya Köşkü'ne  gönderilen kararnamesine de dayanak oluşturduğunu kaydetti. Cumhuriyet  Başsavcılığı, Güney'in başvurusu doğrultusunda, dilekçede tahrifat yapılıp  yapılmadığının anlaşılması için Bakan Çelik'ten, Personel Genel Müdürü Kaya'nın  soruşturulması izni istedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;ÇELİK: TARİH TAHRİFATINI KABUL  ETTİ&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Gelişmeler üzerine Bakan Çelik, dilekçeyi  incelemeye aldırttı. Bakanlık müfettişleri Osman Kocaman ve Galip Esmer'in  dilekçeye üzerinde yaptığı "ön inceleme" sonucunda hazırladığı rapor, Bakanlığın  dilekçede tahrifat yaptığını ortaya çıkardı. Çelik de "ön inceleme raporu"na  dayalı olarak Savcılığa gönderdiği yazıda "sahtekarlığı" kabul ederken, Personel  Genel Müdürü Remzi Kaya'nın suçsuz olduğunu belirtti. Çelik'in, "Milli Eğitim  Bakanlığı Özel" başlığıyla Savcılığa gönderdiği yazı şöyle:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;"Bakanlığımız Personel Genel Müdürü Remzi  Kaya hakkında '4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması  Hakkında Kanun' hükümlerine göre düzenlenen 31/07/2006 tarihli ve  8786/14,8988/10 sayılı 'Ön İnceleme Raporu' ve eki dosyanın incelenmesinden;  Öner Güney'e ait dilekçenin tarih kısmının yıl hanesinde bulunan '2005'  rakamının birler basamağında evvelce yer alan bir rakamın '5' olarak  değiştirildiği anlaşılmakla birlikte bunu Personel Genel Müdürü Remzi Kaya'nın  yaptığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşılmadığından Personel Genel  Müdürü Remzi Kaya hakkında, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin  Yargılanması Hakkında Kanun'un 6. maddesi gereğince 'SORUŞTURMA İZNİ  VERİLMEMESİNE' karar verilmiştir."&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;ÇELİK-GÜNEY ÇEKİŞMESİ HALE DEVAM  EDİYOR&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Öte yandan Bakan Çelik, mahkeme kararıyla  Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü görevine dönen ve evrakta sahtekarlığı  ortaya çıkaran Öner Güney'i geçen aylarda yine görevinden uzaklaştırmıştı.  Güney, Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te 6 aylığına eğitim müşaviri olarak  görevlendirilmişti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;(ANKA) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; Roche skandalını çözen savcıya  dürüstlük ödülü&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Trilyonları bulan ilaç yolsuzluklarını  soruşturan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Nazmi Okumuş ile Maden Tetkik Arama’dan  (MTA) ‘kaliteli kömür’ raporu alarak devlet kurumlarına bozuk kömür satan çeteyi  ortaya çıkaran Akşehir Savcısı Celalettin Karanfil’e dürüstlük ödülü  verildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Toplumsal Saydamlık Hareketi Derneği’nin  (TSHD) ‘2005 Dürüstlük Ödülü’ için dernek merkezinde tören düzenlendi. Törene  Roche’un aralarında bulunduğu ilaç firmalarına ilişkin İstanbul Ağır Ceza  Mahkemesi’nde süren davanın müştekisi Veysi Mungan ve avukatları da katıldı.  TSHD Başkanı Erciş Kurtuluş, 4. kez verdikleri dürüstlük ödülüne layık görülen  iki savcının kamu ihaleleri yoluyla devleti büyük zarara uğratan firmaların  yolsuzluklarını günışığına çıkardıklarını vurguladı. Ödülü, Türkiye’nin dört bir  yanında görev yapan savcı ve hakimler için aldığını kaydeden savcı Okumuş,  yolsuzlukla mücadele edecek kurumlardan biri olan yargı erkinin geri planda  bırakıldığını öne sürdü. Konya’nın Akşehir ilçesindeki ‘Hijyen operasyonu’ ile  kamu kurumlarına yapılan kömür ihalelerindeki yolsuzluğu ortaya çıkaran savcı  Karanfil ise son 20 yılda yolsuzluğun ülkeye maliyetinin 200 milyar dolar  olduğunu hatırlattı. Yolsuzlukla mücadelede yargının önünün açılması gerektiğini  belirten Karanfil, yolsuzlukla mücadelede hiçbir kurumun tek başına başarılı  olamayacağına da işaret etti. Büşra Erdal, İstanbul&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; Mahkemeye  verecek&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kendisini eleştiren Milletvekili Canan  Arıtman`ı Kaya Çilingiroğlu, hakkında `Çarpık ilişkilerde, olan çocuklara  oluyor. Bu nasıl ana-babalık? Topluma kötü örnek oldukları için  cezalandırılmaları gerekir` diyen CHP Milletvekili Canan Arıtman`ı mahkemeye  vermeye hazırlanıyor FERAYE Tanyolaç`tan evlilik dışı çocuk sahibi olan Kaya  Çilingiroğlu, bu konuda kendisini eleştiren CHP İzmir Milletvekili Canan  Arıtman`ı mahkemeye vermeye hazırlanıyor. Canan Arıtman, Kaya Çilingiroğlu`nun  çocuğunun doğduğu gün bir açıklama yapmış ve `Çarpık ilişkilerde olan çocuklara  oluyor. Bu nasıl ana-babalık? Topluma kötü örnek oldukları için  cezalandırılmaları gerekir` demişti. Bugüne kadar sessiz kalan Kaya  Çilingiroğlu, önceki gün katıldığı Beko International Pro-Am Golf Turnuvası`nda  `Canan Arıtman`ın benim hakkımda söylediklerini avukatlarım inceliyor.  Önümüzdeki hafta dava açacağım` dedi. `HELİN`İN BEKÇİSİ MİYİM?` CHP Karaman  Milletvekili Fikret Ünlü`nün de katıldığı turnuvaya başarısız başlayan  Çilingiroğlu, `Önemli olan kazanmak değil katılmak, zaten ben kaybetmeye  alıştım` dedi. Bu arada eski eşi Hülya Avşar`ın aşk yaşadığı Ali Güven`le Helin  Avşar`ın F1 partisindeki samimi görüntüleri için de, `Bana ne, nereye giderse  gitsin. Ben Helin`in bekçisi miyim?` yorumunda bulundu. SEÇKİN ŞENVARDAR  03.09.2006 &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;u&gt;&lt;strong&gt;Uyuşturucu giremedi, Placebo  girdi&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Hezarfen Havaalanı’nda bu yıl dördüncüsü  düzenlenen Rock’n Coke festivalinin ikinci gününde, üzerlerinde uyuşturucu madde  bulunan yirmi kişi gözaltına alındı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Her tür yiyecek, yanıcı madde ve  uyuşturucunun sokulmasının yasak olduğu festivalde, jandarmaların yaptığı  aramada toplam 165 gram esrar maddesi ele geçirilirken oto hırsızlığından aranan  iki kişi de yakalandı. Festival alanında ise her şey yolundaydı. İlk günkü  yağmurlu havanın yerine alan ‘sıcak ve kurak iklim’ hakimdi. İlk gecenin coşku  kaynağı, Çingene müziğini punk ile birleştiren Gogol Bordello ve festivalcilerin  favorisi Şebnem Ferah’tı. Ferah’ı izleyenler arasında Levent Yüksel ve Küçük  İskender’in yanı sıra Rock’n Coke muhalifi olduğunu her fırsatta dile getiren  Mor ve Ötesi grubundan Kerem Özyeğen’in de bulunması şaşırtıcıydı. Yabancı  grupların dinleyicilerle diyaloğu sağlamdı. Hele de Muse ‘Merhaba’ deyince  gönülleri fethetti! Dünse Vega, Reamonn, Duman ve The Editors ile büyük konsere  hazırlanan müzikseverler, Placebo ile festivale noktayı koydu. Uyuşturucunun  giremediği festivalde, adını, kimyevî etkisi olmadığı halde gerçek ilacın yerine  verilen hap olan Placebo’dan alan grup, müzikseverleri hem eski hem yeni  şarkılarıyla coşturdu. Müzisyenlerin pek çoğu ayrıca festivalin sosyal  sorumluluk projesi olan ‘Hayata +’ çadırında hayranlarına imza dağıttı.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; Kısa Kısa&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK  SAYILACAK&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;# Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Tasarısında  kaçakçılıkla ilgili suçlarda cezalar artırıldı. Yeni dönemde hayali ihracata,  Türk Ceza Kanunu’nun nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin hükümler  uygulanacak. Gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın Türkiye’ye ithalat yapana, 1  yıldan 3 yıla kadar hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezası var.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;KREDİLERDE İŞ BANKASI,  MEVDUATTA ZİRAAT LİDER&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;# En fazla mevduata sahip bankası Ziraat  Bankası olurken, en fazla krediyi İş Bankası kullandırdı. Aktif büyüklük  açısından 2001’de 3’üncü sırada yer alan İş Bankası bu yılın ilk yarısı  itibariyle ilk sıraya yükselirken, 2001 yılında açık ara lider olan Ziraat’i de  tahtından indirmiş oldu. Ziraat da bu dönemde 42.8 milyar dolarla İş Bankası’nın  ardından yer aldı. Kredilerde ise 2001’de 4’üncü sırada yer alan İş Bankası, bu  yılın ilk yarısında birinciliğe çıkmayı başardı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;11 EYLÜL İÇİN ANLAMLI  SEMİNER&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;# TOBB ve ABD Ticaret Odası, 'Türkiye-ABD İş  Ortaklıkları Geliştirme Projesi' kapsamında 11 Eylül’de bir seminer  düzenleyecek. ABD’ye ihracat yapmak isteyenlerin bu semineri izlemesi  gerektiğini belirten EBSO Başkanı Tamer Taşkın, ‘11 Eylül 2001'de gerileyen  ilişkiler, seminerle düzlüğe çıkacak' dedi. n NİHAN YARKENT&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;RUSYA’YA 25 MİLYON $  YATIRACAK&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;# Dünyanın ikinci büyük halı üreticisi olan  Merinos, Rusya’nın Rostov kentinde 25 milyon dolarlık yeni yatırımına başladı.  Rusya’daki fabrikasının gelecek yıl faaliyete geçmesiyle birlikte dünyanın en  büyük halı üreticisi konumuna ulaşacak olan Merinos Halı, Çin ve ABD’de de  yatırım planlıyor. Merinos Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu, ‘Dünyadaki  dört merkezde üretim yaparak dünya pazarında söz sahibi olacağız’  dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;İNŞAATI, HAZİNEDAROĞLU  YAPACAK&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;# Han Yapı, ‘İsthanbul Evleri’nin inşası  için Hazinedaroğlu İnşaat ile anlaştı. Hazinedaroğlu İnşaat, İsthanbul Evleri’ni  18 ayda tamamlayacak. Han Yapı Başkanı Oğuz Satıcı, ‘Han Yapı 29 Ağustos’ta 1.  kuruluş yılını tamamladı. Satış taahhütlerimizin de öncesinde, İsthanbul  Evleri’nden ev alan müşterilerimize dairelerini teslim edeceğiz. Üçüncü etabın  satışlarına kısa bir sürede başlayacağız’ dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;TPAO 11 KUYUDAN 8’iNDE GAZ  BULDU&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;TÜRKİYE Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın  (TPAO), Trakya’da açtığı 11 kuyudan 8’inde doğalgaz bulundu. TPAO Trakya Bölge  Müdürü Adnan Eroğlu, yaptığı açıklamada, 2006 yılı içinde Trakya’ya 157 milyon  YTL yatırım yapılacağını söyledi. Buldukları her metreküp doğalgazın kendileri  için çok önemli olduğunu ve bu yıl Trakya’da açtıkları 11 kuyudan 8’inde  doğalgaz bulunduğunu ifade eden Eroğlu, ‘Test çalışmaları tamamlanan  İncilibayır-1 kuyusunda boru döşeme hattı yapımı çalışmasına gelindi. Yeşilgöl-l  kuyusunda da test çalışmalarına başlanacak’ dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;OFER KUŞADASI ESNAFINI  VURDU&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;ISRAİLLİ işadamı Sami Ofer’in geçtiğimiz  çarşamba Marmaris ve Antalya’daki patlayan bombaları gerekçe göstererek, iki dev  gemisini Kuşadası Limanı’na yanaştırmaması yörede şok etkisi yaratmıştı. Ofer,  geçtiğimiz gün de Galaxy gemisini, programdan çıkararak limana yanaştırmadı.  Kuşadası esnafında soğuk duş etkisi yaratan iptal üzerine Kaymakam Ahmet Ali  Barış başkanlığında yapılan toplantıda seferlerin yeniden başlaması için  girişimde bulunma kararı alındı. ZAFER HACISALİHOĞLU&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;AKBANK FLORTE BU AY  BAŞLIYOR&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;ALMANYA’NIN ekonomi yayınlarından Borsen  Zeitung, tam sayfaya yakın ayırdığı haberde Sabancı Holding’in büyüme  projelerini duyurdu. ‘Sabancı imparatorluğunda büyümenin sonu yok’ başlıklı  haberde, Sabancı Topluluğu için yeni projelerin çekmecede hazır bulunduğu  belirtildi. Haberde Akbank’ın yabancılarla ortaklık görüşmelerine de yer  verildi. Halihazırda bir kısa liste oluşturulduğu belirtilen haberde, Güler  Sabancı’nın açıklamasına göre potansiyel ortaklarla görüşmelerin bu ay içinde  başlatılmasının hedeflendiği anlatıldı. Haberde, Akbank’ın borsa değerinin şu an  11.5 milyar dolar olduğu da kaydedildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;04.09.2006&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;strong&gt;&lt;u&gt;Sahaya giren taraftara 610 YTL  para cezası&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Turkcell Süper Ligi Sivasspor-Gençlerbirliği  karşılaşmasında sahaya giren taraftara 610 YTL para cezası  verildi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;AA- Alınan bilgiye göre, 6 Ağustos Pazar  günü 4 Eylül Stadı'nda oynanan Sivasspor-Gençlerbirliği müsabakasında sahaya  giren F.A, İl Spor Güvenlik Kuruluna sevk edildi. Kurul, ilgili kanun gereğince  taraftara 610 YTL idari para cezası uyguladı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Hesaba itiraz eden vali  yardımcısını dışarı attılar&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Çanakkale Vali Yardımcısı Tahir Demir 10  Ağustos'ta İstanbul Aksaray'daki Kemer Restoran'a oturdu. Demir burada bir şişe  gazoz içti. Hesabı isteyen Vali Yardımcısı'na 10 YTL'lik hesap geldi. İddiaya  göre, hesaba itiraz eden Demir ve garson arasında tartışma çıktı. Şef garson  Orhan Deniz, kendini tanıtan Demir'i "Senden vali yardımcısı olmaz" diyerek  dışarı çıkardı. B u n u n üzerine hakarete uğradığını iddia eden Demir,  Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Hapsi isteniyor&lt;br /&gt;Suçlamaları kabul etmeyen  garson Orhan Deniz'in şunları söylediği öğrenildi: "Hesabı fazla bulunca  ödemeyeceğini söylemiş. Garsonlar durumu bana anlatınca yanına gittim. Vali  yardımcısı olduğunu söyledi. 'Hepinizi süründüreceğim' dedi. Ben de, 'Amca paran  yoksa güle güle git' dedim. Ancak iyi niyetli yaklaşmama rağmen bağırmaya devam  etti. Sonra da polisler geldi."&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Orhan YURTSEVER&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; [CEMAL GÜRSEL’İN SANSÜRLENEN  MEKTUBU İLK KEZ ZAMAN’DA]&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yassıada'nın 46 yıllık sır belgeleri  aydınlanıyor&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Başbakanlık Yassıada belgeleri tek tek  tasnif edilerek kamunun hizmetine sunuldu. Arşivdeki ilk araştırmayı yapan  Zaman, resmî tarihi değiştirebilecek çok sayıda belgeye ulaştı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;46 yıllık sırlar ortaya çıkıyor&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;27 Mayıs 1960 sabahı radyodaki ses, her  zaman haberleri okuyan spikerden farklıydı. Genç bir albay, ordunun yönetime el  koyduğunu duyuruyordu. 10 yıllık DP iktidarı sona ermiş, emekleme dönemindeki  demokrasi rafa kalkmıştı. O gün Türkiye için, kendi başbakanını asacak bir süreç  başlıyordu. Daha önce kimsenin adını duymadığı Yassıada’da yakın tarihin en  büyük siyasi davası başladı. Yassıada’yla ilgili çok şey söylendi. Ancak  belgelerin diliyle o süreci anlatmak mümkün olmadı. Aradan 46 yıl geçti.  Duruşmalara ait tutanakların gizliliği kaldırıldı. Anayasa Mahkemesi’nin elinde  bulunan belgeleri teslim alan Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,  bunları araştırmacılara açtı. Yassıada belgeleri 3 bin 527 ayrı klasörden  oluşuyor. Belge adedi 100 bini geçiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Belgelerin arasından 46 yıllık yanılgıyı  değiştirecek bir mektup çıktı. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel, 27  Mayıs darbesinden 24 gün önce Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes’e bir mektup  vermişti. Bugüne kadarki resmi bilgilere göre, Başbakan Adnan Menderes, ülkedeki  gelişmelerle ilgili olarak uyarılıyordu. Bu haliyle Yassıada duruşmalarında  okundu; Resmi Gazete’de yayımlandı. Ancak gerçek farklıydı. Mektubun  orijinalinde Gürsel, birtakım önlemler isterken ilginç bir talepte bulunuyordu:  “Menderes’i halk çok seviyor. Cumhurbaşkanlığına getirilmeli.” Ancak bu bölüm  kayıtlardan çıkarıldı; devlet kurumlarına bile sansürlü hali verildi. Mektubun  değiştirildiği iddiası daha önce Alparslan &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Türkeş’in anılarında gündeme gelmiş; ancak  bugüne kadar mektubun aslını kimse görmediği için bu iddia havada  kalmıştı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Demokrat Parti iktidarı 1960 baharında  zorlanmaya başlamıştı. İstanbul Üniversitesi ve Ankara Siyasal Bilgiler  Fakültesi öğrencilerinin çıkardığı olaylar iktidara fatura ediliyordu. DP’liler  ise sokak hareketlerini CHP’nin organize ettiğini düşünüyordu. İktidar,  olayların ardındaki gerçeğin ortaya çıkartılması için Meclis’te bir Tahkikat  Komisyonu kurmuş ve komisyona geniş yetkiler vermişti. Ankara ve İstanbul’da  daha sert tedbirler alınması için Örfî İdare kurulmuş; başına askerler  atanmıştı. Ancak tüm bu girişimler hükümet karşıtı cepheyi sertleştirmekten  başka bir işe yaramadı. DP üzerindeki baskı artıyordu. 3 Mayıs’a gelindiğinde  Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Gürsel, Adnan Menderes’e takdim edilmek üzere  bir mektup yazıp Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes’e verdi. Ülkenin içinde  bulunduğu durumdan hoşnut olmadıklarını belirten Gürsel, önerilerini 15 madde  halinde sıralıyordu. 1. maddede Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın istifa etmesi  isteniyordu ve "Cumhurbaşkanlığına Sayın Adnan Menderes getirilmedir. Bu  muhterem zatı her şeye rağmen milletin çoğunluğunun sevmekte olduğuna kaniim, bu  sevgiden istifade edilerek kırılanların gönülleri alınmalı ve millete yeniden  güven telkin edilmeli." deniliyordu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ethem Menderes mektubu Adnan Menderes’e  iletti. Mektup ne basına sızdırılmış, ne de kabine içinde tartışılmıştı. Cemal  Gürsel ise mektuba ‘muhtıra’ misyonu biçmişti. Aradan bir ay bile geçmeden darbe  geldi. Ülkenin idaresi Milli Birlik Komitesi’ne (MBK) geçmiş; 24 gün önce  Menderes’e cumhurbaşkanlığını teklif eden Cemal Gürsel MBK’nın başkanı olmuştu.  Gürsel’in tabiriyle ‘milletin çok sevdiği Menderes’ idamla yargılanmak üzere  Yassıada’ya gönderilmişti. Radyo ve gazetelerde her gün darbenin haklılığını  ortaya koyan haberler yayınlanıyordu. MBK ihtilali meşru göstermek için  Gürsel’in Ethem Menderes’e gönderdiği mektubu gündeme getirmişti. Mektup 12  Temmuz 1960 tarihli Resmî Gazete’de yayınlandı. Hem Ethem hem de Adnan Menderes  mektubun sansürlenerek yayınlandığını fark etmişti. Çünkü Menderes’i öven,  "Cumhurbaşkanı olmalıdır." şeklindeki ifadeler Resmi Gazete’deki mektupta yer  almamıştı. Ancak yapılacak bir şey yoktu. Başbakan ve bakanların makamlarındaki  her türlü eşya ve evraka el konduğu için bu mektubun aslı da artık ellerinde  değildi. Gerçeği ispatlamalarının imkânı yoktu. Yassıada duruşmaları  başladığında Gürsel’in mektubu yine gündeme geldi. İstanbul-Ankara olaylarıyla  ilgili davanın 4. oturumu devam ederken Mahkeme Başkanı Salim Başol, "Cemal  Gürsel size gereken uyarıyı bir mektupla yapmış. Niçin gereğini yerine  getirmediniz?" diyerek Menderes’i sıkıştırdı. Mektup okundu. Menderes’le ilgili  kısım yoktu. Gürsel’in Menderes’i yücelttiği mektup, mahkeme salonunda devrik  Başbakan’ı suçlayan bir metin haline dönüştürülmüştü.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;    [MEKTUBUN TAM METNİ &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Aziz vekilim,&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Dün geceki konuşmalarımızdan cesaret ve  ilham alarak zatıâlilerine, memleketin huzur ve istikrarı için alınması lazım  gelen tedbir ve kararlar hakkında düşüncelerimi arz etmeyi milli ve vatani bir  vazife bildim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sayın başvekilin açıklamalarını dinledim ve  okudum; bunlar da benim düşüncelerimin kabulüne müsait bir zeminin henüz mevcut  olmadığı aşikâr olarak belli ise de gene de görüşlerimin sizlere iblağının  zaruretine inanıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Muhterem vekilim, şu hakikatı kabul etsek  lazımdır ki, Kayseri hadiseleriyle başlayıp son karar ve feci olaylara kadar  devam eden vak’alar vatandaş ruhunda derin tesirler ve hükümete karşı telafisi  güç hoşnutsuzluklar yaratmıştır. Hele ordunun talebelere karşı akılsızca  kullanılması işin vehametini artırmış, ordu mensuplarında da huzursuzluk ve  güvensizlik hisleri belirmiş, korkulan şey olmuş, ordu politikaya  karıştırılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sayın vekilim,&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu ahvâl küçümsenecek, cebir ve şiddetle  geçiştirilecek şeylerden değildir. Memleket, hükümet ve partinin düştüğü bu  müşkül vaziyeti kurtarmak için sükunetli fakat ciddi ve zecri tedbirler almak  lazımdır. Bu tedbirler şunlar olmalıdır:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;1. Cumhurbaşkanı istifa etmelidir.  Cumhurbaşkanlığına Sayın Adnan Menderes getirilmelidir. Bu muhterem zatı her  şeye rağmen milletin çoğunluğunun sevmekte olduğuna kaniim. Bu sevgiden istifade  edilerek kırılanların gönülleri alınmalı ve millete yeniden güven telkin  edilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;2. Kabinede iyi kabul edilmeyen ve  suihalleri bütün memlekete yayılmış bulunan zevat çıkartılması ve yeni kabine  mutlak dürüst, makul zorcu değil, adalet ve şefkat hissi taşıyan zevattan  kurulmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;3. İstanbul, Ankara valileri ve Emniyet  müdürleri süratle değiştirilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;4. Son çıkarılan ve tahkikat komisyonları  ihdas eden kanun kaldırılmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;5. Ankara Örfi İdare kumandanı  değiştirilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;6. Partilerin ocak, bucak teşkilatı  kaldırılmalı, sadece vilayet merkezlerinde mümessiller  bulundurmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;7. Parti faaliyetleri azami senede iki defa  vilayet merkezlerinde ve mehdut partililerle yapılmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;8. Mevkuf gazeteciler bir af kanunu ile kısa  zamanda tahliye edilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;9. Son hadiseden tevkif edilen talebeler  tedricen serbest bırakılmalıdır, ilim müesseseleri yeniden faaileyete  geçirilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;10. Şimdiye kadar çıkarılan bütün  antidemokratik kanunlar tedricen kaldırılmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;11. Vatandaş, hürriyet ve eşit muamele  hakkına mutlak surette riayet edilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;12. Ordunun mes’eleleri süratle hal  edilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;13. Din istirmacılığından  vazgeçilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;14. Suiistimaller oluyor mu, bilmiyorum;  fakat olduğu hakkında umumi bir kanaat mevcuttur ve milletin hükümete karşı  itimatsızlığına sebep olmaktadır. Bu gibi kötülüklerin şiddetle bertaraf  edilmesi lazımdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;15. Müstesna zamanlar ve günler haricinde  hükümet büyükleri memleket gezilerinde suni büyük vatandaş toplulukları ile  karşılaşmalar yapmak usulü kaldırılmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Çok muhterem vekilim;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu yazdıklarım asla bir parti ve politika  mülahaza ve tesiriyle değildir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Memleketin durumunun bu tedbirlerin  alınmasını zaruri kıldığına inandığım için arz ediyorum. Sizlerin vatanperverlik  ve vicdanlarınıza hitap ediyorum. Memleketten çok şeyler yaptığımız muhakkaktır,  fakat bu da asla kâfi değildir. Bu yapılan işleri müstemleke idareleri de yapar,  yapıyor ve yapmıştır. Asıl mühim olan toplumun ruhunda yaşama şevk ve azminin  geliştirilmesi, hak ve hürriyet aşkının kökleştirilmesi ve vatandaş idrakinin  yüksek ve necip hislerle donatılmasıdır. Olaylar bu yolda olmadığımızı  göstermektedir. Talebelerin hürriyet duygusu ile yaptıkları masumane tezahürata  karşı, idarecilerin hatası yüzünden kıtalar sevk edilmesi ve onların desteği ile  emniyet kuvvetlerinin ilim yuvalarının içine kadar girerek talebeleri  profesörleri beraber coplarla ve kurşunlarla tedip etmesi feci bir  şeydir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;O hengamede kız talebelerin yürekler  parçalayan çığlıklarının analar, babalar ve halk ruhunda onulmaz yaralar  açacağını ve açtığını anlamamak, memleketin huzuru bakımından büyük hata  olduğuna kaniim. Bizim, gençlerimizde hak, adalet ve hürriyet duygularının  gelişmesinden ve kemalinden memnun olmamız lazıl gelmez mi? İstikbali hissiz,  duygusuz müstemleke ruhlu, yalnız maddeci bedbaht insanlara mı bırakmak  istiyoruz?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sayın vekilim, maruzatım muhakkak ki, çok  mühim ve hatta çok cüretkârânedir. Fakat memleket için, millet için, hükümet ve  hatta partimizin selameti için dikkate alınması lazımdır ve hatta çok  lazımdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Derin ve sonsuz hörmetlerimi  sunarım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal  GÜRSEL&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;TUTANAKLARA GÖRE MEKTUBUN TARTIŞILDIĞI  AN&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Başkan (Salim Başol): Kara Kuvvetleri  Kumandanı bulunan ve halen Devlet ve Hükümet Başkanı olan Orgeneral Cemal Gürsel  bir mektup yazmış. 3/5/1960 tarihli bu mektup inkılaptan sonra radyodan  yayınlandı ve umumi efkâra bildirildi. Resmi Gazete'nin 12 Temmuz 1960 tarih ve  10549 sayılı nüshasının son safihesinde ilan edilmiştir, neşredilmiştir. Bu  mektubu aldınız mı?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ethem Menderes: Aldım efendim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;B: Ne oldu?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;E.Menderes: Düşündüm, müteaddit defalar  okudum. O günlerde bundan zarar gelmesi ihtimali suretiyle mektubu ifşaa  etmemeyi lüzumlu gördüm. Fakat mektuptaki tekliflerden 1.maddesine ben vasıta  olacak değilim. Ancak Sayın Başvekile arz edebilirdim. Ayaküstü Gürsel'den böyle  bir mektup gelmiş olduğunu söyledim. Neler var, diye sordu. Birkaç maddesini  kendisine söyledim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;B: Ayaküstü?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;E.Menderes: Bilhassa 1. maddesini söyledim.  Alttan birkaç maddesini okudum. 1. madde mühimdi. Onun üzerine sustu. Adeta  lisanı haliyle şimdilik bunun üzerinde durmanın zamanı gelmediği gibi bir hal  hissettim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;B: Maddelerden hiçbiri ele alınmış değil.  (Salim Başol maddeleri tek tek okuyor. Ancak sürekli bahsi geçen 1. maddede  Menderes'i öven kısımlar atlanıp, sadece uyarıcı kısımlar vurgulanıyor.) Demek  ki böyle bir mektubu ayaküstü başbakana açabildiniz, o da şimdilik yapılacak bir  şey yok dedi. Bu mektuptan kimseye bahsettiniz mi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;E.Menderes: Hiç kimseye efendim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;B: Yazık, bunu yazan daha o vakit üç silahlı  kuvvetlerden birinin başıydı. Bence tek başına yazılacak bir şey de değil. Çünkü  gayet mühim ve tehlikeli. (Adnan Menderes'e dönerek) Peki siz bu mektup hakkında  ne muamele yaptınız?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;A.Menderes: Bu mektubu şimdi dinliyorum  beyefendi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;B: Hiç göstermedi mi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;A.Menderes: Hayır beyefendi. Yalnız Gürsel  Paşa'dan bir mektup aldığını söyledi... Bu metni aynen görmüş  olsaydım..&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;B: O vakit lüzum hissetmemişsiniz, şimdi  hayati olduğu anlaşılıyor. Hisleri şifahi olarak açmak var, bir de kâğıt üzerine  dökmek var. Kâğıt üzerine dökünce ehemmiyet peyda eder.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;A.Menderes: Beyefendi nasılsa gafletime  gelmiş, ben bunu okumadım. Bu haliyle asla ve kat'a bana anlatılmış  değildir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;B: Diğer arkadaşlarınız duymadı  mı?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;A.Menderes: Hayır beyefendi ayak üzeri  konuşuldu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;B: İnkılaptan 24 gün evvel alınmış bir yazı,  ehemmiyetli. Peki, münderecatına vukuf peyda etseydiniz ne yapardınız? Böyle bir  mektup geldiği halde arkadaşlarınızla paylaşmamanız fahiş bir hata.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;A.Menderes: Ehemmiyetli bir mektup olduğunu  bilseydim elbette çeker alırdım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Aydın Menderes: ‘Mektubun ortaya çıkması en  büyük arzumdu’&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Orgeneral Gürsel’in mektubunun  sansürlendiğinin ortaya çıkması en çok Adnan Menderes’in oğlu Aydın Menderes’i  sevindirdi. Tarihî bir gerçeği aydınlattığı için Zaman’a teşekkür eden Menderes,  en büyük arzusunun gerçekleştiğini söyledi. Menderes, şöyle devam etti: "Tarihe  ışık tutacak son derecede önemli bir belge gazeteniz aracılığıyla ortaya  çıkarılmıştır. Mektubun 27 Mayıs’tan sonra değiştirildiği birinci derece  tanıkların beyanlarıyla biliniyordu. Ancak mektubun aslı ortada yoktu. Şimdi  mektup orijinaliyle karşımızda durmaktadır. Darbecilerin tarihî belgeleri tahrif  ederek, milletine yalan söyleyerek işe başladığını bütün çıplaklığıyla  göstermektedir. Artık kimse bu mektup değiştirilmiş iddiasını görmezlikten  gelemez. Bu önemli belgenin 27 Mayıs’ı yeni bir boyuta taşıyacağı kesindir.  Tarih yazımını değiştirecek yeni bir belgeyle karşı karşıya gelinmiştir. Kendim  tatmin olmak için değil ama bu gerçeğin tam olarak ispat edilmesi ve gerçek  deliline kavuşması için böyle bir belgeye ulaşılması en büyük arzumdu. Bunu  işittiğim vakitte çok büyük bir heyecan ve memnuniyet duydum."&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Menderes’in avukatı Talat Asal da Zaman’ın  tarihî bir görevi yerine getirdiğini kaydetti. Asal, şöyle dedi: "Bu mektubun  orijinal halini ortaya çıkarmış olmanız tarihî bir öneme sahip. Mektup yıllarca  sansürlü haliyle takdim edildi ve o şekilde değerlendirme yapıldı. Aslının  bulunmuş olması gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Rahmetli Adnan  Menderes mektubun kendisiyle ilgili olan kısmını biliyordu. Ancak bu mektup  tahrif edilmiş haliyle okunduğu için bir şey demedi. Çünkü oradaki şartlar  farklıydı. Bunu ispat edebileceğiniz bir durum yoktu. Söylemesi de bir şey  değiştirmeyecekti. Ayrıca Celal Bayar’la ters bir duruma düşmenin uygun  olmayacağını düşündü. Ancak bu mektup sansürlenmeden okunsaydı durum çok farklı  olurdu." &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Cezaevinde linç  girişimi&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İzmir`de diş hekimi Zekiye Gökşin`i tecavüz  edip öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan A. E., cezaevinde linç edilmek  istendi.&lt;br /&gt;Diş hekimi Zekiye Gökşin`e tecavüz ettikten sonra boğarak öldüren,  ardından avukat A. A. A.`yı da taciz edip bıçaklayan A. E., götürüldüğü Buca  Kapalı Cezaevi`nde diğer tutuklular tarafından linç edilmek istendi. Konulduğu  tecrit koğuşundaki 16 tutuklu tarafından öldüresiye dövülüp tecavüz edildiği öne  sürülen A.E. gardiyanlar tarafından güçlükle kurtarılarak hastaneye kaldırıldı.  Vücudunda ezikler bulunun A.E tedavisinin ardından cezaevine götürülerek olası  bir linç girişi nedeniyle tek kişilik hücreye konuldu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;PASPASA BASIP DÜŞMÜŞ Cezaevi yetkilileri,  dayak olayıyla ilgili açıklama yapmak istemedi. Sadece A.E.`nin, cezaevi içinde  ıslak olan bir paspasa basarak düştüğünü ve yaralandığını ileri sürdüler.  Yetkililer daha sonra, önceki tecavüz ve gasp suçlarından 25 yıl infazı bulunan  A. E.`nin, tek kişilik hücreye alındığını doğruladı. Fatih ŞENDİL / MERKEZ  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; Dört ABD askerine idam  tavsiyesi&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Irak'ta üç kişinin gözaltındayken ölümlerini  soruşturan ABD ordusundan bir askeri savcı, dört Amerikalı askerin idam cezası  istemiyle yargılanmasını tavsiye etti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;br /&gt;Bir zanlıya nezaret eden ABD  askeri&lt;br /&gt;Rapor kabul edilir ve askerler suçlu bulunursa onları idam  bekleyebilir&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yarbay James Daniel, hazırladığı raporda,  gözaltında ölüm vakaları konusunda 'ağırlaştırıcı unsurlar' bulunduğunu  savundu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bunların ne olduğu kamuoyuna açıklanmadı.  Basına sızan haberlerde bir diğer askerin olayla ilgili bildiklerini anlatması  halinde ölümle tehdit edildiği belirtiliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yarbay Daniel, askerlerin cinayet ve komplo  kurma suçlamaları ile yargılanabileceğine hükmetti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Askeri yasalara göre, taammüden işlenen  cinayete verilebilecek en ağır ceza idam. Ancak 1961 yılından bu yana ABD  ordusundan hiç bir asker bu cezaya çarptırılmadı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;101. Hava İndirme Tugayı'na bağlı bir  birliğe mensup Raymond Girouard, William Hunsaker, Corey Claggett ve Juston  Graber, Mayıs ayında Tikrit'te, gözaltındaki üç Iraklıyı öldürdüklerini itiraf  etmişlerdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ancak askerler, zanlıların kaçmaya  çalıştığını ve meşru müdafaa amacıyla harekete geçtiklerini  savunmuştu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Öldürülen üç Iraklı, 9 Mayıs 2006'da Tıkrit  yakınlarındaki Tartar Kanalı yakınlarında yürütülen bir oeprasyon sırasında  gözaltına alınan yüzlerce kişi arasındaydı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Operasyon Selahaddin eyaletinde etkin olan  isyancıları hedef alıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Üç Iraklının ölümünü şüpheli bulan birlik  komutanı, olayın yaşandığı gün derhal bir soruşturma açtırmıştı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Soruşturma sonunda, Yarbay James Daniel'dan  dosyanın Askeri Mahkeme'ye sevkedilmesine gerek olup olmadığı konusunda bir  rapor hazırlaması istendi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Raporu takiben, birliğin komutanı, nasıl bir  adım atılacağına karar verecek.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Irak'ta görev yapan Amerikan askerleri daha  önce de sivilleri gözaltında öldürmek veya tutsaklara kötü muamelede bulunmak  suçlamalarıyla karşılaşmıştı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu gibi suçlamalarla ilgili olarak halen  devam eden çok sayıda soruşturma var.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bunlar arasında en fazla ses getiren, geçen  yıl Hadisa kasabasında 24 silahsız sivilin öldürülmesi oldu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; 'BES YILLIK TERÖRLE SAVASIN  SONUCU: KÜRESEL TERÖR SALGINI'.&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;-The Independent, ABD'de binlerce kisinin  ölümüyle sonuçlanan 1l Eylül saldirilarinin ardindan ilan edilen 'terörle  savas'in terörizme son vermedigi gibi 72 bin 265 kisinin ölümüne neden olan bir  'küresel terörizm salgini'na yol açtigini yazdi.&lt;br /&gt;-Gazetenin 'Terörle savas  bes yil sonra' manseti ile verdigi ve tüm kapak sayfasini ayirdigi terör  haritasindaki ülkelerden Türkiye'de son bes yilda Islamci terörün 151 kisinin  yasamina neden olduguna dikkat çekildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;LONDRA(ANKA)-ABD'de 2001 yilinda binlerce  kisinin ölümü ile sonuçlanan 11 Eylül saldirilarinin besinci yil dönümü  yaklasirken 'terörle savas'in bilançosu da yapiliyor. Kapaginin tümünü terör  haritasina ayiran Ingiliz The Independent gazetesi, 'terörle savas'in terörizme  son vermedigi gibi 72 bin 265 kisinin ölümüne neden olan 'küresel terörizm  salgini'na yol açtigini yazdi. Haritada yer verilen ülkelerden Türkiye'de son  bes yilda Islamci terörün 151 kisinin yasamina neden olduguna dikkat  çekildi.&lt;br /&gt;11 Eylül saldirilarinin besinci yil dönümü dolayisiyla Bush  yönetiminin agir bir can ve mal kaybina yol açan eylemlerin ardindan ilan ettigi  'terörle savas'in bilançosuna iliskin degerlendirmeler  yogunlasiyor.&lt;br /&gt;Kapaginin tümünü 'terörle savas bes yil sonra' manseti ile  verdigi terör haritasina ayiran Ingiltere'nin önde gelen gazetelerinden The  Independent de, 'terörle savas'i elestiren degerlendirmesinde sunlari  yazdi:&lt;br /&gt;'Sanki George Bush'un asiri unsurlara karsi ezici bir askeri güç  kullanma taktikleri geri tepti; terörü sona erdirmedigi gibi, 2001 yilindan beri  çogu Irakli sivil olmak üzere, 72 bin 265 kisinin hayatina neden olan küresel  bir terörizm salgini'na yol açti.'&lt;br /&gt;Bu arada, terör haritasinda terör  olaylarinin yogunlastigi ülkelere yer veren gazete, 'Türkiye' basligi altinda  son bes yilda Islamci terörün 151 kisinin yasamina neden oldugu  belirtiliyor.&lt;br /&gt;The Independent, ABD'nin Afganistan ve Irak isgallerinin bu  ülkelerdeki rejimleri birkaç hafta içerisinde ortadan kaldirdigini ancak  istikrar ve demokrasiyi saglamadigi gibi sürekli bir çatisma ortamina yol  açtigina isaret etti.(ANKA)&lt;br /&gt;(CN/ÇAG)&lt;br /&gt;4.9.2006 TSI: 12.38&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Japonya'da 'tişörtlü CEO'  Horie'nin davası başladı&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;br /&gt;Horie, mahkemede yaptığı savunmada  suçlamaları kabul etmedi&lt;br /&gt;cnnturk.com&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Japonya'nın en büyük internet şirketi  Livedoor'un kurucusu olan ve hissedarlarına yanıltıcı bilgi verdiği gerekçesiyle  ocak ayında tutuklanan Takafumi Horie'nin davası bugün görülmeye  başlandı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Basit giyim tarzı nedeniyle 'tişörtlü CEO'  olarak da adlandırılan Horie, mahkemede yaptığı savunmada suçsuz olduğunu iddia  etti. 33 yaşındaki Horie, suçlu bulunması halinde beş yıla kadar hapis ile  cezalandırılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japon basınının büyük ilgi gösterdiği mahkemede  kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmeyen Horie, "söylenenlerin hiçbirini  yapmadım ve bu yönde kimseye de emir vermedim" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Livedoor'un  kurucusu ve eski başkanı Takafumi Horie, şirket hissedarlarına yanıltıcı bilgi  verdiği ve kar rakamlarını suni olarak yüksek gösterdiği gerekçesiyle ocak ayı  başında tutuklanarak cezaevine konuldu. Horie'nin yanında şirketin Finansman  Müdürü Ryoji Miyauchi ve yöneticilerden Fumito Okamoto da tutuklanarak cezaevine  gönderildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Horie'nin tutuklanması ve Livedoor ile ilgili soruşturma  piyasalarda büyük etki yaparken, ocak ayında Japonya Borsası da sert satışlarla  sarsılmıştı. Öyle ki, 20 ocak çarşamba günü gelen satışların yoğunluğu nedeniyle  Japon Borsası'nda günlük işlem hacmi limiti dolmak üzereyken borsa 20 dakika  erken tatil edilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonya'nın 'aykırı' işadamı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendine ait  bir jeti olan ve tutuklanmadan önce her zaman Ferrari otomobile binen Horie,  Japon iş dünyası içerisinde aykırı bir insan olarak tanınıyor.  Muhafazakarlıkları, geleneklerine bağlılıkları ve tasarruf eğilimlerinin yüksek  oluşu ile bilinen Japonların hayat tarzına tamamen zıt bir tarza sahip olan  Horie, bu nedenle çoğu zaman özellikle muhafazakar işadamları tarafından sert  eleştirilere muhatap oluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Horie, kamuoyunda başından bir kez geçen  evliliğin ardından bekarlığından büyük memnuniyet duyduğunu her fırsatta dile  getirmesiyle de tepki çekiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Horie, tüm eleştirilere karşın kısa  zamanda becerileri ciddi bir hayran kesimi tarafından yakından izlenen ve ülke  genelinde tanınan bir işadamı haline geldi.&lt;br /&gt;Ancak Horie, şimdilerde demir  parmaklıkların arkasında kendisine verilecek cezayı bekleyen bir işadamı  konumunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Para kazanmak herşeydir..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japon iş dünyasının son  dönemdeki gözde işadamları arasında yer alan ve basit giyim tarzı nedeniyle  "Tişörtlü CEO" olarak da adlandırılan Takafumi Horie, iş hayatına henüz 23  yaşındayken başladı ve internet şirketi Livedoor'u kurdu. Kurulduğu dönemde  fazla şans tanınmayan şirket, soruşturmalar öncesinde 6.3 milyar dolarlık piyasa  değerine ulaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonlar tarafından çizgi karakter kedi Doraemon’a  benzerliği nedeniyle Horiemon olarak da adlandırılan Horie'nin hayat felsefesi,  "Para kazanmak herşeydir..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Horie, "Para kazanmak herşeydir: 0’dan 10  milyar yene, Benim Yolum" isimli kitabında da 30 yaşına geldiğinde kazandığı  paranın 87 milyon doları bulduğunu yazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Livedoor’un kurucusu Horie,  2000 yılından bu yana 20 şirket satın almış, geçen yıl da Japonya’nın en büyük  yayıncı kuruluşu Fuji TV’nin bir bölümünü de almak için bazı girişimlerde  bulunmuştu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; ÖİB'nin Global  davası...&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;ANKARA'dan / Taylan Erten&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="mailto:taylane@dunya.com"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;taylane@dunya.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Tüpraş, Özelleştirme İdaresi'nin (ÖİB)  başını ağrıtan batış işlemleri arasında "müstesna" bir yere sahip olsa gerek.  2004 yılında "şirket güvenilirlik katsayısı" son derece düşük ve "gölgeli" Rus  kuruluşu Efremov Kautschuk'a 1.302 milyon ABD Doları bedelle satış operasyonu,  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Petrol-İş Sendikası'nın kararlı hukuk  mücadelesi ve kamuoyunun baskısıyla iptal edilmişti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu işlemle ilgili idari yargı süreçlerini  oluşturan belgeler; dava dilekçeleri ve mahkeme kararları "salim kafayla" bugün  bir kere daha okunmalı. O belgeler gösteriyor ki, Türkiye'de hukuk, yargı ve  yargıçlar olmasaydı, idarenin ve AKP iktidarının hukuka rağmen yürüttüğü çok  önemli bir özelleştirme işlemi sonuçlanacak; şirket büyüklüğü dünyada ilk 500'e  giren, petrol sektöründe Avrupa'da 7'nci büyük Tüpraş, Almanya'da Bad Hamburg  ticaret sicilindeki kaydına göre, "2 ortaklı, 105 bin Euro sermayeli"; ana  sözleşmesinde "petrol rafinajıyla uğraşma amacı" dahi yer almayan "tabela  şirketi" Efremov'a "ıspanak fiyatına" devredilecekti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bunu şu sebeple hatırlattık: Tüpraş,  "Efremov macerasından" alınan bazı derslerin de etkisiyle 2005 yılında Koç  Grubu'na 4.140 milyon dolar bedelle satıldı. Petrol-İş Sendikası bu ihale  süreçlerinde de "sendikal haklarını" kullanarak önemli bir hukuk mücadelesi  yürüttü. Yargı ise süreçleri kendi şartları içinde değerlendirerek, ilkinden  daha farklı hükümlere vardı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Global sorunu&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bugün, Tüpraş operasyonunun Koç Grubu'na  satışıyla ilgili hukuki boyutu gündemden düşmüş görünüyor. Buna karşılık, ama,  kuruluştaki yüzde 14.76'lık kamu payının, Koç işleminden bağımsız olarak, Global  Menkul Değerler aracılığıyla, iddialara göre İsrailli Sami Ofer'e satılması,  dava konusu olmaya devam ediyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Davanın özü, ilgili tarafın iddiaları ve  yargı kararlarına göre şu: ÖİB, Tüpraş'taki yüzde 14.76'lık kamu hissesini  Global üzerinden pazarlarken, "aleniyet ilkesine", "rekabet kurallarına", "kamu  yararına" aykırı bir işlem tesis etti. Global'in saptadığı, ÖİB'nin kabul ettiği  15.40 YTL'lik hisse satış fiyatı, yargı tarafından düşük ve "kamu yararına  uygunsuz" bulundu. Özellikle "aleniyet ilkesinin" ihlali, gerek Sermaye Piyasası  Kurulu, gerekse Ankara 12'nci İdare Mahkemesi'nce kesin bir tespit şeklinde  kabul edildi. İdari yargı bu gerekçelerle satış işlemini iptal etti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;ÖİB, Tüpraş operasyonunda Koç'a satış  yönünden "rahatlarken", şimdi Global işleminden doğan sorunu yaptığı idari  işlemin "sakatlığını" hiç dikkate almadan, topu Global'e atarak "çözmeye"  çalışıyor. Ankara 12'nci İdare Mahkemesi'nin satış iptal kararını tek yönlü  yorumlayarak, bu meselede sorumlu olan sadece Global'miş gibi şirket hakkında  dava açıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Tamam da, 14.76 oranındaki kamu hissesinin  uluslar arası pazara "üflenmesine" aracı şirket tek başına karar vermedi ki!..  Böyle bir yetkisi de yok. Her türlü idari yetki ÖİB'nin elinde. İşlemin  usulünden fiyatına kadar bütün aşamalarına "evet" diyen ÖİB değil mi? O zaman  nasıl oluyor da "sanık sandalyesine" Global "tek" ve "asli" sorumlu olarak  oturtulmak isteniyor?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Suç duyurusuna ne oldu?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;ÖİB, "Ofer'li", "içeriden öğrenme" iddialı  14.76'lık hisse satışı konusundaki bu davadan nasıl bir sonuç alır? Global'i  dava ederek kendi sorumluluğundan sıyrılabilir mi? Bunu yargının kararı  gösterecek. Ama, bu konuda "hakkaniyete" uymayan bir durum var. ÖİB yetkilileri  de yaptıkları işlemdeki idari ve hukuki yanlışlıkların, "sakatlıkların"  sorumluluğunu üstlenmek durumundalar. Kaldı ki, bu operasyondan sonra Petrol-İş  Sendikası, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan nezdinde, ÖİB Başkanı Metin Kilci,  Başkan Yardımcısı Osman Demirci, Sermaye Piyasaları Dairesi Başkanı M. Şükrü  Doğan hakkında suç duyurusunda bulunmuş, ancak bakan soruşturma izni  vermemişti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Petrol-İş, orada durmadı. Unakıtan'ın 15  Eylül 2005 tarihli kararını Danıştay'a götürdü. Danıştay Birinci Dairesi de,  "2005/1072 esas, 2005/1441 karar numaralı" kararıyla, bu işlemi diğer ihlallerin  yanı sıra "içeriden öğrenenlerin ticareti" kapsamında değerlendirdi ve "Bu  nedenle ilgililere isnat edilen eylemlerin, haklarında hazırlık soruşturması  yapılmasını gerektirecek nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, soruşturma izni  verilmemesine ilişkin yetkili merci kararına yapılan itirazı" kabul etti ve  bakanın kararını "kaldırarak", dosyayı Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na havale  etti. Soruşturmanın sonucu alındı mı en azından biz bilmiyoruz. Acaba ne oldu,  çok merak ediyoruz. Çünkü, Global davasında "hakkaniyetin" sağlanması bakımından  çok önemli...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; Sahte belge mi, belgesiz kayıt  mı?&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;HUKUKA GÖRE / Dr. A. Bumin Doğrusöz&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="mailto:abumin@e-kolay.net"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;abumin@e-kolay.net&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Geçtiğimiz günlerde, 1 Eylül 2006 günlü  Sabah Gazetesi'nin ekonomi sayfalarında, gazetemizin eski çalışanlarından  ekonomi muhabiri Rahim AK'ın hazırladığı ve Mehmet Koç'tan alınan bir demeci de  içeren bir haber yayınlandı. Mehmet Koç, kendisini yüksek lisans ve doktora  çalışmalarından tanıdığımız, okurlarımızın da tanıttığımız kitapları dolayısıyla  hatırlayacağı bir isim. Koç, halen İstanbul Defterdarlığı bünyesinde Denetim  Grup Başkanı olarak görev yapmakta ve pek çok başarılı çalışmaya da imzasını  koymakta.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İstanbul'da yapılan vergi denetimleri ile  ilgili olarak hazırlanan haber, kayıt dışılığın ve belgesiz ekonominin giderek  büyümesini denetim sonuçlarından ortaya çıkarak aktarmakta. Habere göre  yılbaşından bu yana 267.877 mükellef denetimden geçirilmiş. Denetimler  neticesinde 5.094 şirketin vergi dairesinde hiç kaydı olmadığı, 8.939 çalışanın  kayıt dışı istihdam edildiği saptanmış ve toplam 21.789.360 YTL ceza kesilmiş.  Bu arada pek çok firmanın kayıtlarında da, sahte veya yanıltıcı belgeye  raslanmış.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Mehmet Koç, demecinde diyorki, "Sahte fatura  düzenleyenleri anlıyorum, ancak bu belgeleri kullananları hiç anlamıyorum. Sahte  fatura yerine hiç fatura kullanmasalar onlar için daha iyi. Çünkü sahte faturayı  kullananı yakaladığımızda yasal işlem başlıyor ve hapis cezası ile  cezalandırılıyorlar."&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sahte ve yanıltıcı belge ve bunlarla  mücadele açısından bakıldığında ve bu belgelerin yarattığı haksızlıklarla  ilgili, son derece akılcı bir demeç.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Önce kavramları açıklığa kavuşturalım.  Yanıltıcı belge, gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele  veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan  belgedir. Sahte belge ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar  varmış gibi düzenlenen belgedir. Uygulamada ve Yargıtay anlayışında gerçek bir  muamele veya duruma dayanan bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar  itibariyle gerçeğe uygun şekilde yansıtan, ancak farklı taraflar arasında  düzenlenen belgelerde yanıltıcı belge değil, sahte belge olarak kabul  edilmektedir. örneğin, A kişisinden yapılan bir mal alımı için, tarih, miktar,  fiyat ve bedel olarak aynı unsurları içeren bir faturanın B kişisinden temini  durumunda, B'den alınan belge sahte olarak kabul edilmektedir. Bize göre burada,  gerçek bir ticari ilişki esas alınarak düzlenen bu belgenin yanıltıcı olarak  nitelendirilmesi daha doğrudur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sahte veya yanıltıcı belge kullanmaksızın  (Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesine girmeyen fiillerle) vergi kaybına yol  açanlara uygulanacak ceza, kayba uğratılan verginin bir katı tutarında idari  para cezasıdır. Üstelik para cezasına karşı uzlaşma, indirim gibi çeşitli  yollara müracaat etme olanağı da vardır. Buna karşılık sahte veya yanıltıcı  belgeleri kullanan kişiye (hem gerçek kişi hem de kurum anlamında) kayba  uğrattığı vergi tutarının üç katı idari para cezası uygulanmaktadır. Bu tür  belgeleri kullananlar için ayrıca hürriyeti bağlayıcı ceza (hapis)  öngörülmüştür. Bu ceza, yanıltıcı belgede 6 aydan, sahte belgede 18 aydan  başlamaktadır. Fille hapis cezasının öngörülmesi, asliye ceza mahkemesinde sanık  sıfatı yargılanmayı gerektirmektedir. Bu yargılanma ticari yaşamda, sonuç beraat  dahi olsa, ticari itibarın kaybı anlamına gelmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sahte veya yanıltıcı belge kullanımı,  uygulamada gider veya maliyetleri artırma ve bu yolla vergi yükünü azaltma  saikine dayanmaktadır. Bazen de, mal veya hizmet tedarik edilen kişinin belge  vermemesi dolayısıyla, gider veya maliyetleri belgelendirebilme ihtiyacından  kaynaklanmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sahte veya yanıltıcı belge kullanımında  amaçlanan vergi yükünü azaltma sonucuna, bu belgeler olmadan da ulaşılabilir.  Örneğin, amortismanlar şişirilebilir, kur yanlış dikkate alınabilir. Öte yandan  mal veya hizmet alımları, belgeye bağlanamamış olsa dahi, deftere yine  işlenebilir ve belgesiz alım olarak kaydedilebilir. Bütün bunlarda vergi  suçudur, ancak hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektirmeyen, idari para cezasının da  sahte veya yanıltıcı belge kullanımına nazaran üçte bir daha az cezayı  gerektiren fiillerdir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Öte yandan maliyetlerin veya giderlerin  belgesiz olarak kaydedilmesinde, kaydedilen tutarların gelir veya kurumlar  vergisi matrahının hesabında nazara alınması mümkündür. Zira bu vergiler  açısından belge ikinci planda, ekonomik ve maddi gerçeklik ön plandadır. Burada  önemli olan, belgeye bağlanamayan mal veya hizmet alımının gerçekten  yapıldığının ve gider yazılan tutarın gerçekle (emsaller) uyumlu olduğunun  kanıtlanmasıdır. Örneğin bir binaya asansör konulması, ancak asansörün ve montaj  hizmetinin belgelenememesi durumunda, yapılan kaydın geçersiz sayılması,  asansörlü binanın asansörsüz kabul edilmesi gibi maddi gerçeğe aykırı bir durum  oluşturur. Danıştay anlayışında da, belgesiz bu harcamanın gider veya maliyet  olarak nazara alınması yerindedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ancak durum KDV açısından  değerlendirildiğinde aynı sonuca ulaşmak mümkün değildir. Zira bu vergi, maddi  gerçekle birlikte şekle (belge düzenine) de önem veren bir vergidir. ödenecek  KDV hesabında indirim müessesesinden yararlanma, gerçek bir mal ve hizmet  alımının olması, belgeye bağlanmış bulunması ve bu belgenin ilgili dönemde  deftere kaydedilmiş olması koşullarına bağlıdır. Bu nedenle KDV'de indirim  müessesesinden belgesiz harcamalar için yararlanmak mümkün değildir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sahte veya yanıltıcı belge kullanarak  ileride yakalanıldığında hürriyeti bağlayıcı ceza riski taşımaktansa, idari para  cezası da daha az olacak şekilde belgesiz kayıt yapmak, kanaatimizce daha akılcı  bir davranıştır. Bizce, belge alınamayan durumlarda, sahte veya yanıltıcı belge  kullanımına nazaran, belgesiz kaydın yaratacağı KDV maliyeti, hürriyeti  bağlayıcı cezaya nazaran, katlanılabilecek bir yüktür. Zaten belgesiz alımlarda,  genellikle KDV ödenmemektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;2006 yılından önceki  düzenlemelere göre yatırım indirimi hakkı&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;BİZE GÖRE / Veysi Seviğ&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Gelir Vergisi Yasası'nın geçici 69'uncu  maddesi uyarınca; gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri; 31.12.2005 tarihi  itibariyle mevcut olup, 2005 yılı kazançlarından indiremedikleri yatırım  indirimi istisnası tutarları ile;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;. 24.04.2003 tarihinden önce yapılan  müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, Gelir  Vergisi Yasası'nın 09.04.2003 tarihli ve 4842 sayılı yasa ile yürürlükten  kaldırılmadan önceki ek, 1, 2, 3, 4, 5 ve 6'ncı maddeleri çerçevesinde  başlanılmış yatırımları için belge kapsamında 01.01.2006 tarihinden sonra  yapacakları yatırımları,&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;. Gelir Vergisi Yasası'nın  yürürlükten kaldırılmış bulunan 19'uncu maddesi kapsamında 01.01.2006 tarihinden  önce başlanan yatırımlarla ilgili olarak, yatırımla iktisadi ve teknik bakımdan  bütünlük arz edip bu tarihten sonra yapılan yatırımları nedeniyle, 31.12.2005  tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre hesaplayacakları yatırım  indirimi istisnası tutarlarını, yine vergi oranına ilişkin hükümler de dahil  olmak üzere bu tarihteki mevzuat hükümleri çerçevesinde sadece 2006, 2007 ve  2008 yılı kazançlarından indirebileceklerdir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yasal düzenleme gereği Gelir Vergisi  Yasası'nın geçici 69'uncu maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları  belirleme yetkisi Maliye Bakanlığı'na ait bulunmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Söz konusu düzenleme uyarınca "yatırım  indirimi istisnasından yararlanılıp yararlanılmaması mükelleflerin isteklerine  bırakılmıştır." Dolayısıyla mükellefler bu tercihlerini 2006, 2007 ve 2008  yıllarının tamamı için kullanabilecekleri gibi bu yılların herhangi biri için de  kullanabileceklerdir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Maliye Bakanlığı tarafından konuya ilişkin  olarak 2006/3 sayılı sirkülerle yapılan yönlendirmeye göre "Ancak; mükelleflerin  kendi istekleriyle yararlanmadıkları yatırım indirimi istisnası tutarlarının  yatırım indirimi uygulamasının tercih edildiği yıllarda indirim konusu yapılması  mümkün değildir. Fakat buna karşılık kazanç yetersizliği nedeniyle indirimi  fiilen mümkün olmayan kısmın ise mükeakip dönemlerde indirilmesi  mümkündür.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Diğer yandan, 2006 yılı kazançlarının  vergilendirilmesinde, yatırım indirimi istisnasından yararlanmak isteyen  mükelleflerin 2006 yılının geçici vergilendirme dönemine ait beyanname verme  süresi sonuna kadar tercihlerini belirlemeleri öngörülmüştür. Bu bağlamda 2006  yılı birinci geçici vergilendirme dönemi itibariyle yatırım indirimi  istisnasından yararlanan mükelleflerin, ikinci geçici vergilendirme döneminde bu  istisnadan yararlanmamayı tercih etmeleri halinde, birinci geçici vergilendirme  dönemine ilişkin herhangi bir işlem yapmalarına gerek  bulunmamaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Maliye Bakanlığı tarafından öngörüldüğü  üzere 2007 ve 2008 yıllarında ise mükelleflerin tercihlerini ilk geçici  vergilendirme dönemine ilişkin beyannamelerinin verileceği tarihe kadar  belirlemeleri gerekmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Mükelleflerin yapmış oldukları bu  tercihlerden yıllık beyanname döneminde vazgeçmelerine imkan  bulunmamaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri  31.12.2005 tarihi itibariyle mevcut olup, 2005 yılı kazançlarından  indiremedikleri devreden yatırım indirimi istisnası tutarlarını, endeksleme  uygulamasına tabi tutulmuş değerleri ile dikkate alarak; 2006, 2007 ve 2008  yıllarında elde ettikleri kazançlarından indirilebileceklerdir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ayrıca; 24.04.2003 tarihinden önce yapılan  müracaatlara istinaden düzenlenen teşvik belgeleri kapsamında yapılan yatırımlar  da belge kapsamında olmak koşuluyla 01.01.2006 tarihinden sonra yapılan  harcamalar, 31.12.2005 tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri  çerçevesinde; 2006, 2007 ve 2008 yıllarında elde edilecek kazançlardan indirim  konusu yapılabilecektir. Bu bağlamda da indirim konusu yapılamayan tutar  müteakip yıllarda endekslemeye tabi tutulacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Gelir Vergisi Yasası'nın mülga 19'uncu  maddesi kapsamında 01.01.2006 tarihinden önce yatırıma başladığını belgeleyen  mükellefler, komple ya da entegre tesisler için tamamlanması belli bir süreci  gerektiren yatırımlar ile ilgili ve bu yatırımlarla iktisadi ve teknik bakımdan  bütünlük arzedip bu tarihten sonra yapılan yatırım harcamaları için, 31.12.2005  tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde hesaplayacakları  yatırım indirimi istisnası tutarlarını; 2006, 2007 ve 2008 yıllarında elde  ettikleri kazançlarından indirebileceklerdir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Buna göre mükelleflerce, yatırım kapsamında  ithal edilecek mallar için 01.01.2006 tarihinden önce akreditif açtırılması,  yatırım büyüklüğü ile ilgili olarak altyapı hazırlıklarının tamamlanmış olması,  mal ve hizmet üretim yeri olarak bina inşaatına başlanılması, yatırımların  gerçekleşme durumu hakkında Organize Sanayi Bölge Yöneticiliği'ne, diğer  bölgelerde Sanayi ve Ticaret İl müdürlüklerine bilgi verilmiş olması gibi haller  bu tarihten önce yatırıma başlanılmış olduğunu kanıtlayan işlemler olarak kabul  edilecektir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; AHMET YAVUZ&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Şirketin vergi borcu yüzünden müdürün evine haciz  gelebilir&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;En az iki en çok 50 ortaklı limitet  şirketler ile en az beş kişinin bir araya gelerek kurabildiği anonim şirketlerin  vergi borçlarından, ortakları kadar yöneticileri de sorumlu  tutuluyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Eksik yatırılan veya atlanan vergi yüzünden  firma sahiplerinin mal varlıklarına el konulduğu gibi, genel müdürlerine de  haciz gelebilir. Bu konuda pek çok üzücü olay yaşanıyor ve bunların tamamı bilgi  eksikliğinden kaynaklanıyor. Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeleri, limitet  şirketlerde ise şirket müdürü veya müdür kanunî temsilci olarak muhatap alınır.  Söz konusu kimselerin kamu borç sorumluluğu, vergi açısından Vergi Usul  Kanunu’nun 10., diğer kamu borçları için Amme Alacaklarının Tahsil Usulü  Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinde düzenlenmiş. Şirketlerin vergi  mükellefiyetleri kanunî temsilcileri tarafından yerine getirilir. Bu görevlerini  aksatmaları durumunda, mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından  tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanunî ödevleri  yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır. Bu kişilerin sorumlulukları,  şirketlerin varlıklarını aşan, tahsil edilmeyen ve tahsil edilemeyecek durumda  olan borçları kapsıyor. Temsilciler bu suretle ödedikleri vergiler için asıl  mükelleflere rücu edebilirler. Vergi daireleri, bu hükme istinaden, şirketlerden  tahsil edilemeyen &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;vergiler ve cezalar ile gecikme faiz ve  zamları için yönetim kurulu üyelerinden biri, birkaçı veya tamamı hakkında  takibat yapıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Vergi Usul Kanunu dışında 6183 sayılı Amme  Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35’inci maddesinde de  tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya  tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarının kanunî temsilcilerin  varlıklarından bu kanun hükümlerine göre tahsil edileceği yolunda bir hüküm var.  Bu pozisyonda olan kimseler, kamu borçlarının ödenememesinden dolayı kusurlu  olmadıklarını veya bunun ihmallerinden kaynaklanmadığını kanıtlamak suretiyle  sorumluluktan ancak, kanıt göstererek kurtulabilir. Anonim şirket ortaklarının  vergi borçlarından sorumluluğu taahhüt ettikleri sermaye tutarı kadarla sınırlı.  Limitet şirketlerde ise durum 1998 yılı öncesi ve sonrası olarak farklılık arz  ediyor. Şöyle ki; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un,  Limitet Şirketlerin Kamu Borçları başlıklı 35. maddesi, “Limitet şirket  ortaklıkların ödenmeyen ve tahsil imkânı bulunmayan amme borçlarından dolayı  ortaklar koydukları veya koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarında doğrudan  doğruya sorumlu olurlar ve bu kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.”  şeklindeydi. Maddenin 29.7.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 4369 sayılı kanun  ile, “Limitet şirket ortakları, şirketten tahsil imkânı bulunmayan kamu  alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu  kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.” diye değiştirildi. Böylece,  limitet şirket ortaklarının vergi borçları karşısındaki sorumlulukları şirkete  koymuş oldukları sermaye miktarına değil, şirketteki sermaye oranına  bağlandı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bir örnek verecek olursak, değişiklikten  önce 10 bin YTL sermayeli bir limitet şirket 300 bin YTL’lik bir vergi ya da SSK  borcunu ödemezse ve ortaklar sermaye taahhüt borcu olan 10 bin YTL’yi  ödemişlerse, şirket ortakları şahsi mal varlıkları ile sorumlu olmuyorlar. Vergi  alacağı sadece limitet şirketten ve yöneticilerden tahsil edilmeye çalışılıyor,  yönetici vasfı bulunmayan ortaklara gidilemiyordu. 29.7.1998’den itibaren  limitet şirket ortağı, şirketin kamu borcundan dolayı, sermaye hissesi oranında  kişisel mal varlığı ile sorumlu tutulduğu için örneğimizdeki 300 bin YTL lik  vergi ya da SSK alacağı, ortaklıktaki hisse oranında aranacak. Eğer ortak,  limitet şirketin yüzde 75 hissesine sahipse 300 bin YTL’lik vergi borcunun 225  bin YTL’sini ödemek zorunda. Bu şirket anonim şirket olsaydı, yönetici sıfatı  olmayan ortaktan sadece ödemediği sermaye taahhüt borcunu ödemesi istenecekti.  Şirkete sermaye taahhüt borcu olmayan ortak ise vergi borcundan dolayı 1 YTL  dahi para ödemeyecek.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yeni ortak, hisseyle birlikte vergi borcunu  da üstleniyor&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Peki ortaklığın devredilmesi durumunda ne  yapılacak? Yukarıda da değindiğimiz gibi anonim şirketlerde, sermaye taahhüt  borcunu ödeyen ortağın sorumluluğu yok. Limitet şirketlerde ise usulünce  yapılmış devir işlemi pay defterine kayıtla birlikte, yeni ortak, hissesini  bütün hak ve borçları ile birlikte devralmış oluyor. Devreden ortağın,  hisselerini sattıktan sonra doğan borçlar açısından herhangi bir sorumluluğu  yok. Yeni ortak ise devirden önce doğmuş olan borçlardan, ‘ortaklık payını bütün  hak ve borçlarıyla birlikte devralmış’ kabul edildiğinden sorumlu  tutuluyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu durum yüksek yargı kararlarıyla da sabit.  Danıştay, bir kararında, “Limitet şirketteki hissesinin tamamını noter tasdikli  hisse devir sözleşmesi ile devrettiği ve bu durumun Türkiye Ticaret Sicil  Gazetesi’nde yayımlanarak tescil ve ilan edildiği hususlarının taraflar arasında  ihtilafsız bulunması karşısında, şirketle hiçbir hukuki bağı kalmayan davacı,  hisse devrinden sonraki dönemlere ait vergi borçlarından sorumlu tutulamaz.”  hükmü vermiş. (D.7.D. T.27.06.2001. E.2000/3801, K:2001/2776) Başka bir Danıştay  kararında da, “6183 sayılı kanunun 35. maddesinde, limitet şirketin tahsil  olanağı kalmayan kamu borçlarından dolayı ortaklar için öngörülen sorumluluk,  ortak sıfatına ve ortaklık payına bağlı bir sorumluluk olup, hisse devri halinde  hisseyi devralan ortağın, şirketin mali durumunu, bir başka deyişle, hissenin  borçlu veya alacaklı olup olmadığını bildiği kabul edildiğinden, devir  tarihinden önceki ve sonraki dönemlere ilişkin vergi borçlarının ortaklık payını  devralan ortaktan aranılması gerekmektedir.” ifadelerine yer  verilmiş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;04.09.2006&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;e-posta adresi:ahmet.yavuz@zaman.com.tr  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; Erol Çevikçe   (04.09.2006)  &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Aydınlığın gerçek yüzü&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Şemdinli olayından başlayarak Danıştay  cinayetinde en üst düzeye çıkan Genelkurmay Başkanı tartışması, olması gereken  şekilde sonuçlandı. Ancak sorunun aslında bir isimden değil, AKP ile askerler  arasındaki "laik cumhuriyeti anlama ve özümseme" ayrılığından kaynaklandığını  herkes biliyor. Bu gerçeği 25. Genelkurmay Başkanı olarak yaptığı devir-teslim  konuşmasında Büyükanıt Paşa açıkça ortaya koymuş oldu. "TSK'nın iç siyasetle  ilgisi yoktur ve olmamalıdır. Anlayışımıza ve yasalara göre askerin dört temel  görevi vardır: Birincisi, kendisine teslim edilen birlikleri en iyi şekilde  eğitmek ve harbe hazır hale getirmek. İkincisi, dış tehditlere karşı ülkeyi  korumak. Üçüncüsü, ülkenin üniter yapısını ortadan kaldırmak isteyen terör  dahil, tüm mihraklarla mücadele etmek. Dördüncüsü Anayasa'nın ilk üç maddesinde  belirtilen cumhuriyetin temel ilkelerine sahip çıkmak. Bu hususların hiçbiri,  bizim anlayışımıza göre iç siyasetle ilgili değildir ve bu görevler bize  yasalarla verilmiştir. İrtica tehdidi, TC kurulduğu anda başlamıştır.  Anayasamızda açıkça belirtilen Cumhuriyetimizin Temel İlkeleri bizim varlık  nedenimizdir."&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Başbakan'ın "Demokrasi ile Cumhuriyet'in  dengesi ve ortası bulunamadı" diye bir sözünü anımsıyorum. Bu sözü ile Tayip  Erdoğan'ın "laikliği, halkın dini inancına saygısızlık, demokrasiyi de, insan  denen tekilin toplumun çağdaş gelişimine karşı da olsa dilediği gibi ve  sorumsuzca yaşama hakkının olduğu bir düzen" olarak anladığını artık biliyoruz.  Öte yandan Başbakan Erdoğan, herhalde cumhuriyeti askeri bir sözcük, demokrasiyi  de cumhuriyete karşıt bir kavram sanıyor. Çünkü ona göre örneğin İngiltere'de  krallık var ama cumhuriyet yok(!) Oysa İngiltere demokrasinin beşiğidir. Yine  ona göre cumhuriyet, işte İran'da olduğu gibi laikliğin olmadığı yerde de var!  AKP'ye bazıları ampul partisi diyor. Tayyip Erdoğan'la, Abdullah Gül'ün,  partilerini kurarken simge olarak ampulü seçmekle ışık, aydınlık saçan imajını  vermek istedikleri anlaşılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Aydınlığı, ampulün ışığının yaratmadığını  elbette onlar da iyi biliyor. Toplum yaşamında aydınlanma, evrensel özgürlüğü,  kardeşliği ve eşitliği tanımlar. Solcu olsun olmasın bunu en iyi bilenler  özellikle yoksul halkın içinden gelen politikacılardır. Tayip Erdoğan ve  arkadaşları yaşamlarından edindikleri bu bilgiye karşın, koşullandırıldıkları  milli görüş siyasetinin etkisi altında, dünyayı gerçek anlamda aydınlatan gücün  din ve kutsal kitaplar olduğu savını varlık nedeni saymakta. Tarih boyu siyasal  ve toplumsal kavgaların temel nedeni de budur zaten. Elektrik gibi, bütün  yenilikler ve değişimler insanlığı aydınlatırken, birey de beynindeki sonsuz  gücü buldu. İnsan beyni bilim sayesinde kendini ve bütün insanlığı daha özgür,  daha bilinçli ve daha yürekli kılmaya devam ediyor. Böylece korkular kalkıyor,  insanı öldürme ve birbirleriyle savaşma için yönlendirmek zorlaşıyor. Bu gerçek,  toplumlar var olduğundan beri iktidar hırsı ile dolu, bilgisiz ve ilkel güçleri  rahatsız etti. Bugün hâlâ Başkan Bush'un da, Bin Ladin'in de kabul etmedikleri  gerçek budur. Onlar gibiler sonuçta dini kullanarak başkanlıklarını,  krallıklarını, mollalıklarını, liderliklerini sürdürmek istiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Müslüman toplumlarda bu acı gerçeği gören ve  yüreklice çözmeye yönelen tek lider Mustafa Kemal oldu. Halifenin ve şeriatın  etkinliğini silmeden yani laik cumhuriyet olmadan, insanın özgür ve toplumun  demokrat olamayacağını ilk gören Müslüman oydu. Bir dostum ekonomik krizden  dolayı evine ekmek-aş götüremez ve eşinin dostunun eline bakar oldu. Yüksek  eğitim görmüş, erken sosyalistlerden biriydi. Ateist miydi bilmiyorum. Bir sabah  geldiğinde çok yorgun ve ağlamaklıydı. Artık dayanamayacağını, ruh sağlığının  bozulduğunu söyleyerek, "Keşke inancım olsaydı ona sığınırdım diye, dün akşam  kendi kendime hayıflandım" dedi. İşte insan için dinin gerçeği budur. Onun  özendiği gibi olan inanç sahiplerine ve dinini böyle duyarak yaşayanlara herkes  saygı duyar. Bir doğru söz vardır. "Allah ile kulunun arasına kimse  girmemelidir."&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Başbakan bunları bilmiyor mu? Biliyor da,  kendisini buralara taşıyanlara hâlâ borçlu olduğunu da biliyor. Borçlu olduğu o  kalabalıklar günü geldi Derviş Vahdeti'nin arkasından gitti, Kubilayları şehit  etti. O kalabalıklar gün oldu başı sarıklı laik cumhuriyet düşmanlarını  Çankaya'daki Erbakan'ın Başbakanlık Sofrasına taşıdı. O kalabalıklar  Etimesgut'ta "bir gün İslami cumhuriyet gelir amma, kanlı mı olur kansız mı"  teranelerini çaldı. O kalabalıklara, "Cumhuriyet'in başlangıçta ortaya koyduğu  laiklik, cumhuriyet ve milliyetçilik gibi birçok temel ilkenin yerini daha çok  katılımcı, daha adem-i merkezi, daha Müslüman bir yapıya devretmesi sorumluluğu  ve artık bunun zamanının geldiği düşüncesini taşıyorum" diyerek sözcülük  yapanlar, Başbakanlık Müsteşarlığı ile ödüllendirildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İşte Başbakan, daha yüksek hedefi olan  Çankaya'ya çıkmak isterken onlardan aldığı güce güveniyor. Bu nedenle olacak ki,  son günlerde kentlerin ana caddelerini süsleyen pahalı reklâm panolarındaki,  zarif bıyıklı ve güleç yüzlü fotoğrafının altına Başbakan Tayyip Erdoğan, şunlar  yazılsın istemiş, "AK Parti, Türkiye'nin Aydınlık Yüzü". Bu "yüzün" bir  ilahiyatçı bilim adamımızın dediği gibi, laik Türkiye'mizin "Kuran İslâm'ının"  aydınlığı mı, yoksa "Tarikat İslâm'ının" aydınlığı mı olduğuna siz karar verin  sevgili okurlar. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;   Yazarlar / Deniz Ülke  Arıboğan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Barış Gücü'nün gücü&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="mailto:deniz.ulke@aksam.com.tr"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;deniz.ulke@aksam.com.tr&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İnsanlar konuşa konuşa anlaşır deyişini  ispatlarcasına yoğun bir konuşma ortamındayız. Aslında hali pür melalimiz  konuşmadan çok bir karşılıklı bağrışma olarak da addedilebilir ama fazla ince  düşünceye gerek yok. Milletçe hepimizin bir fikri var ve çok iyi bildiğimiz!  BM'den, Barış Gücü'nden, Lübnan'dan, Hizbullah'tan bahsediyoruz. Tüm sorunları  çözdük, herkese puanlarını verdik, taraflarımızı seçtik. Fazla abartmayın canım;  şunun şurasında hain haine biraz sohbet etmekteyiz. Hepimiz vatanımıza nasıl  ihanet etsek, nasıl daha fazla zarar versek diye hain planlar  peşindeyiz!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Şaka bir yana, insanların ülkelerinin  geleceği hakkında düşünmeleri, siyaseti yönlendirmeye çalışmaları, siyasi  otoriteden hesap sormaları çok sağlıklı bir durum. Biz gerçekten de demokratik  bir ülke olma yolunda dev adımlar atıyoruz. Kriterlerin Kopenhag uyumlu olup  olmadığının hiç önemi yok. Hiç kimse kaynar çorba kazanının içerisine atlamakta  tereddüt etmiyor. Bu bir sorumluluk ve herkesin bunu paylaşmaya niyetli olması  bir gurur vesilesi. Ancak tartışmalar yapılırken karşılıklı ortaya koyulan  varsayımlarda biraz sıkıntı olduğu kanısındayım. Özetleyelim;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Varsayım 1- BM Barış Gücü'ne asker göndermek  Ortadoğu'da söz sahibi olmamız demektir. Lübnan'a gidersek bizim de söyleyecek  sözümüz olduğunu gösterebiliriz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Cevap 1- Ortadoğu'da söz sahibi olmak için  askerinizin orada olması gerekmez. Sizin için dövüşenler bulduğunuz müddetçe  sözünüz dinlenir. Rusya'nın, Çin'in bölgede askeri yoktur ama sözü vardır.  ABD'nin yakın zamana kadar bölgede askeri yoktu ama sözü çoktu. Esas olan  söyleyecek sözün olması değil, dinleyecek kulağın olmasıdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Varsayım 2- BM'ye asker göndermezsek  Mehmetçiği kurtarırız. Barış Gücü'ne gönderdiğimiz askerlerimiz, bataklığa yani  ölüme gitmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Cevap 2- Saklanarak askerlerimizi  kurtaramayız. Bu bölge büyük bir savaşın içerisindedir ve yansımaları  topraklarımıza kadar ulaşmaktadır. Şehitlerimiz kendi ülkemizde hayatlarını  kaybetmektedir. Bu kayıplar büyük savaşın bir parçasıdır. Cepheyi kendi  topraklarınızda mı, sınırın dışında mı açmak istersiniz sorusunun cevabı  önemlidir. Mesela ABD'nin savaş stratejisi ülke ışında her türlü kaybı göze  alarak, ülkeyi (homeland) kendi sınırları içinde güvenli hale getirmektir.  Savaşta asker kaybetmekten daha önemli olan detay, daha az asker kaybetmektir.  Başarı maliyeti düşürebilmektir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Varsayım 3- Türkiye İsrail'e destek vermek  için oraya gitmekte ve başkalarının savaşına dahil olmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Cevap 3- Bu düşünce garip ve anlaşılmazdır.  Ateşkesi talep eden taraf Lübnan ve zarar görenler de Lübnanlı sivillerdir.  İsrail bombardımana aylarca devam edebilir ve kayıpları yüzbinlerle ölçülür hale  getirebilir. Güvenlik Konseyi'nden İsrail aleyhine bir karar çıkması ABD orada  olduğu müddetçe mümkün değildir. Barış Gücü İsrail'in saldırısını durdurabilecek  tek alternatiftir. Türk askerinin sadece insanlığı korumak adına bile olsa  oradaki varlığı bir katkıdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Varsayım 4- Yabancı güçler Türkiye'nin  başına yeni bir çorap örebilmek için onu bölgeye çekip, dikkati Kürt konusunun  üzerinden başka yönlere çekmek istemektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Cevap 4- Yabancı güçler çorabı kendi  başlarına takmış durumdadırlar. Burada bir kördüğüm vardır ve tek çözüm  Türkiye'nin varlığıdır. İnsanların dini kimliklerini bu denli ön plana  çıkardıkları bir dönemde o bölgeye, yalnızca Batılı güçlerin gönderilmesi,  toplumun tepkisine yol açar. Bir başka Müslüman güç ise İsrail'in tepkisine  neden olur. Türkiye'ye bu kadar talep gösterilmesinin nedeni, boşluğu kaplayacak  tek ülkenin Türkiye olmasıdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Konuyu iki taraflı olarak incelemenin beni  büyük bir gaflet ve hıyanet içerisine soktuğunu fark ettim. Son ihanet  cümlelerimi de ettikten sonra kendimi kaderime teslim edeceğim müsaadenizle.  Türkiye Ortadoğu'da cereyan edebilecek hiçbir savaşın tarafı olmamalı, ama  kurulacak barışların tamamında, asker gönderme inisiyatifi de dahil olmak üzere,  baş aktör rolü oynamalı diye düşünüyorum. Üstelik bunu bir savaş stratejisi  olarak öneriyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;strong&gt;&lt;u&gt;Bu Cerrah kim  oluyor?&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yıldırım Türker&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah,  dizilerde tanıyıp seyrine tiryaki olduğumuz âşık polis kahramanlara hiç  benzemiyor, değil mi? Zamanında Savaş Ay'ın 'sert görünüşünün ardında yufka  yürek' taşıdığı iddiasıyla bize sevdirmeye çalıştığı komiserin yufkasını  hayatımızın hiçbir bölümünde göremediğimiz gibi, Umur Talu'nun adlandırmasıyla  bu 'linç operatörü'nün insani herhangi bir tavrına tanık olmuşluğumuz  yok.&lt;br /&gt;Cerrah, yeni yetişen farklı polis kimliğine terk edilemeyecek kadar  ciddi bulunan bu koltuğa oturtulmuş eski kesim bir müzelik, sonuçta.&lt;br /&gt;Yine  yanlış anlaşıldığını iddia ederek savunmaya çekildi. Ama elbette diyeceğini bir  güzel dedikten, hepimize yutturduktan sonra.&lt;br /&gt;Bundan altı yıl önce de  kendisiyle benzeri bir Emniyet sarsıntısı yaşamıştık. Büyük bombalamaların  üstüne 'uzman' rütbesiyle gazetelerde sunulan gelmiş geçmiş emniyet müdürleri,  şanlı OHAL valileri sanki hiç susmamışlar, emeklilikleri bir tevatürmüş ve  hepsinin birer birer yaşattığı kâbus ebediymiş duygusuyla bizi sarsmışlardı.  Mehmet Ağar, "Son zamanlarda teröre karşı alınan yumuşak tavır değişmeli"  derken, Ünal Erkan, "Terör bitti diyenler bir kez daha düşünmeli"  buyuruyordu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İkinci çift bomba felaketinin üstüne  İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın basını suçlu ilan edip Başbakanı'na  şikâyet eden konuşması basın organları tarafından öfkeyle karşılanmıştı.  Basının, genel olarak incitmemek için çırpındığı Emniyet güçleri karşısında  apansız şahlanarak Cerrah'ı haddini bilmeye çağırması o sıralar besbelli  kimilerine yeterli geldi. Oysa asıl mesele, Cerrah'ın, haddini gayet iyi bilişi,  ülkemizde bir Emniyet müdürünün haddinin ne kadar geniş olduğunu, yeri gelmişken  hatırlatmadan duramayışıydı. Başbakanı tarafından dünya âlemin gözü önünde  sırtının sıvazlanması da haklı olduğunu gösteriyordu. Kimi basın kuruluşlarının  müdüre karşı kullandıkları dil açık bir tehdit, neredeyse şantaj parfümlü bir  mesajla harmanlanmıştı. Kendisine, 'Biz de şöyle böyle yapmayı biliriz, ayağını  denk al' deniyordu. Cerrah da bir adım geri çekildi. Basın, müdürün siciline bir  çentik atmış olsa da, iki taraf buz gibi bir anlaşmaya vardı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Cerrah'la parlak anılarımızdan biri de fuhuş  operasyonunda gözaltına alınan kadınların teşhir edilmesini savunma tarzıydı.  "Polisimiz namuslu kişileri afişe etmez" diyerek linç operatörlüğünün yanı sıra  iddialı bir namus overlokçulusu olduğunu kanıtlamıştı.&lt;br /&gt;Polis yetkisinin  kısıtlandığından şikâyetçi olan Cerrah, gözaltı süresinin iki günden dört güne  çıkarılması, gerekirse 15 güne uzatılabilmesi, herkesin parmak izi ve DNA'sından  ulusal bir veri bankası oluşturulması, metropollerde kayıt dışı ikamete izin  verilmemesi ve daha birçok dikta rejimi uygulaması öneriyordu. Şimdiki  koşullarda elinin kolunun bağlı olduğunu, ne kapkaçı, ne terör eylemlerini  engelleyebileceğini söylüyordu.&lt;br /&gt;Sevgili Savaş Ay'a, çocuklarına ilkokuldan  beri ateş etmeyi öğrettiğini, eşinin de kızlarının da iyi silah kullandığını  söyleyen kasaba şerifi Celalettin komiser son demeciyle basının tepkisiyle  karşılaştı. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Oysa seleflerine böylesine bodoslama  girebilmek pek mümkün olamamıştı. Celalettin Cerrah, geleneksel komiserler  zincirinin son ve zayıf halkasıydı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kimler geldi&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin Emniyet müdürleri tarafından  yönetildiği günler uzak geçmişin âdetleri farklı dünyasından silik anılar değil.  Bu değerli vatan evlatlarından Mehmet Ağar, devleti en çok borçlandırmak  suretiyle &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;edindiği olağanüstü dokunulmazlığın üstüne,  yılmadan bir iktidar kurma mücadelesinde. Başarısız demek mümkün değil. Emniyet  Genel Müdürlüğü'nden Adalet Bakanlığı'na, oradan İçişleri Bakanlığı'na yükselen,  şimdinin gelenekten şanlı polis partisi DYP'nin genel başkanı Mehmet Ağar'ın  varlığı hâlâ Emniyetimizi, adaletimizi ve içişlerimizi anlatmaya devam ediyor.  Pekiyi Manisa'dan Diyarbakır'a, Denizli'den Kocaeli'ne ve sonunda İstanbul'a  Emniyet müdürü olmuş Necdet Menzir'i unuttunuz mu? Her dem kuafe gümüşi  saçlarıyla yüzünden hiçbir ifade geçmeyen o sert adam tarafından defalarca  azarlanmış olduğunuzu hatırlamıyor musunuz? Bizzat başında bulunduğu kanlı  operasyonlarla 'yargısız infaz' tamlamasının hayatımızın baş köşesine oturmasına  önayak olmuş olan sayın Menzir de mi haddini bilmezlerdendi? Kendi payıma Sibel  Yalçın'ın öldürüldüğü operasyon sonrasında televizyonlara aynı tehditkâr  suratsızlığıyla durmadan 'ölü ele geçirilen bayan'dan söz edişini asla  unutmadım. Mehmet Ağar'la aklımızın ermeyeceği karmaşıklıktaki post mücadelesi  sonucu hak ettiği yere gelememişti. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ama 1995  seçimlerinde DYP Ankara milletvekili olarak Meclis'e giren Ünal Erkan, Ankara ve  İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlerinden sonra Edirne Valiliği'ne, oradan da  1991'de Emniyet Genel Müdürlüğü'ne atanmıştı. 1992 yılında da Olağanüstü Hal  Bölge Valisi olmuştu. Her fırsatta, terör bitmedi, bitmesi benim sonum olur  açıklaması yapan değerli polis, vatanperver katillerin şahı Yeşil'i çok iyi  tanıyor olmasıyla sivrilmişti. Gerçi kendisi inkâr ediyordu ama Hizbullah'ın  ikinci adamı Edip Gümüş'ün, "Her hafta JİTEM'de toplantı yapar, Cem Ersever'le  siyasi meseleleri görüşürdük" iddiası karşısında da aynı soğukkanlılığı koruyor,  JİTEM'in varlığını bile kabule yanaşmıyordu. OHAL valiliği döneminde bölgede  işlenen faili meçhul cinayetler kendisine sorulduğunda, "Ben mi soruşturacağım.  13 tane vilayet var" cevabı da onundu. Ama zaten o posta oturana kadar epeyi  palazlanmıştı. Tuncay Özkan'ın bir kitabına aldığı MİT raporunda "Esasen, Ünal  Erkan başkanlığındaki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün üst düzey kadrosu,  İstanbul'daki yeraltı dünyasıyla yakın ilişki içerisindedir.Bu ilişkinin en  büyük koordinatörü emekli cinayet masası şefi Ahmet Ateşli ve müdür yardımcısı  Mehmet Ağar'dır" deniyordu. Erkan ve Ağar'ın pek anlaşamadığı, hatta  yükselmesine izin vermediği Kemal Yazıcıoğlu da zamanında basına ve basına  ulaşamayanlara çok zengin malzeme sunmuş bir komiserimizdi. Yazıcıoğlu, 12 Eylül  sonrası Ankara Siyasi Şube'de oluşturulan DAL grubuna başkomiser olarak atanmış,  işkencecilerin en ünlülerinden biri olarak demokrasi tarihimizde yerini almıştı.  Kendisinin bizzat işkencelere katıldığı, bu zevkten mahrum kalmadığı hep  anlatılageldi. İşkencede ölümler konusunda hakkında açılan davalarda, "Şerefli  bir Türk polisi olduğunu, Kenan Evren tarafından beş ikramiyeyle taltif  edildiğini bordrolarıyla birlikte sunuyordu. Çiller'in polisleriyle anlaşamadığı  için hayli zorlu bir serüven sonucunda&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;1996 yılında  İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne getirilmişti.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;OHAL valilerinin ilki, 'süper vali' Hayri  Kozakçıoğlu da 80'li yılların başında İstanbul Emniyet Müdürü olduktan sonra  hızla yükselmişlerdendi. OHAL valisiyken ilticacı Kürtlere yardım için yollanan  2 milyarı görevi bitince cebine koyup İstanbul'a getirmiş, özel hesabına  geçirmişti. Serveti, inanılmazdı. Antika düşkünlüğüyle övünen aile, sedefli  kakmalı kristalli evlerinde ikide bir toplu fotoğraf çektirir, kendilerince  kraliyet geleneği sürdürürlerdi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Gerçi bu pek saygın ailenin, oğlun usulsüz  silah satışı, damadın tecavüzcülüğü gibi küçük sıkıntılarla ağzının tadı  kaçıyordu ama DYP'li Hayri bey de saygın bir devlet adamı olarak tarihe  yazıldı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Celalettin Cerrah'dan önceki Emniyet Müdürü  Hasan Özdemir'e doğrusu fazla bir şey kalmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Acemi banka soyguncularına arkalarından ateş  açıp beyinlerinden vurup öldüren koruma görevlisi hakkında, "Alnından öpeceğim"  açıklaması &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;karşısında barodan 'bir suç fiilini övmekle'  suçlanıp zılgıtı yemişti. Küçükarmutlu'da ölüm orucuna destek orucundaki dört  kişinin katledilmesi konusunda da son derece gururluydu. Ama selefleriyle  karşılaştırılamayacak küçük hesaplara fit oldu. 2002'de bir Fenerbahçe maçını  izlemek için gittiği Hollanda'da sokakta üç kişinin saldırısına uğramış, Uğur  Dündar'ın 'gaspçı' olarak yazdığı saldırganları 'terörist' ilan etmiş, buna  dayanarak devletten tazminat istemişti. Üstelik de reddedilmişti. Terörden  nemalanmak konusunda belki de Emniyet tarihimizin en yüz kızartıcı  girişimiydi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Şimdiye dek bütün hükümetler, bütün siyasi  liderler öncelikle kendilerine bir polis seçtiler Şimdilik Cerrah'layız. Polise  sığınırken aklınızda bulunsun.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; Ergun BABAHAN -  SABAH&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Şehitlikte adalet&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Türk insanı vatanseverdir. Tarihi bunun  tanığıdır. En son Kurtuluş Savaşı bile bir ulusun düşman işgali ve topraklarının  özgürlüğü için verdiği savaşın kahramanlık örnekleriyle doludur.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Son 20 yılını bölücü terör örgütüyle  mücadeleyle geçiren Türkiye, terör örgütünün alçak saldırıları kadar siyaset  kurumunun basiretsizliği nedeniyle de kanın önünü alamıyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Cumartesi günü, hem de Dünya Barış Günü'nde  gerçekleştirilen saldırılarda 1 üsteğmen, 2 asteğmen, 1 uzman çavuş ve 3 er  hayatını kaybetti. Dün de yaralı erlerden biri daha yaşamını  yitirdi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kahpe saldırılarda ölenlerin hepsinin bir  ortak özelliği var, sıradan halk çocukları olmaları. Bu ülke üzerine hamaset  yapan, bu ülke üzerinden milyon dolarlar kazanan, vatan toprağı üzerine yemin  edenlerin çocukları yok.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İlle de zengin ve güçlü insanların çocukları  da ölsün demiyorum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Dediğim şu, demokrasi bir eşitlik  sistemiyse, Türkiye Atatürk'ün dediği gibi "sınıfsız, kaynaşmış bir ülke" ise  askerlik sisteminde adaleti ve eşitliği sağlamamız gerekir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bugün Türkiye'de torpil ve ilişki sisteminin  girmediği, etkilemediği hatta bozmadığı kurum yok.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Türk Silahlı Kuvvetleri bu ilişkilerden en  az etkilenen kurum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ancak askere almada ve görevlendirmede bu  titizliğe uyulduğu konusunda kuşkular giderek artıyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Terörle mücadele bölgesi kuralarını nedense  hep garibanlar seçiyor. Tezkere sonrası bir kafeterya açmak hayali olan gençler  alçak kurşunlara hedef oluyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Gazinolarda konser veren şarkıcılar,  babaları etkili ve yetkili gençler ya orduevlerine ya karargahlara düşüyor  nedense.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bizi her gün savaşa sokacak şekilde demeç  veren siyasetçiler de benzer biçimde davranıyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sonra bu ülkenin Meclis'i şehitliğinde bile  adaletli davranmadığı gençlerini alıp yabancı topraklara barış görevine  gönderiyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Her ülke ve onun temsilcileri, ordusunu  dilediği yerde görevlendirebilir ancak ordusu zorunlu askerlerden oluşuyorsa,  bunu adil ve eşit bir görev dağılımı çerçevesinde yapmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Türkiye en kısa sürede ya profesyonel orduya  geçmelidir ya da askere alma ve atama yöntemlerini hızla gözden  geçirmelidir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bunu dile getirmenin kimilerini rahatsız  edeceğini biliyorum ama halkın vicdanında olan sesi duyurmamanın ülkeme daha  büyük kötülük anlamına geleceğini de biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bir ülkede eğer oğlu şehit düşen bir  üsteğmenin babası bile, "Neden hep ailelerin yüreği yanıyor. Neden devlet  büyüklerinin, başbakanın, bakanların evlatları oraya gitmiyor da bizim evladımız  gidiyor" diye isyan ediyorsa bu işte ciddi bir yanlışlık var demektir.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; Resul KURT   / Star Gazetesi&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="mailto:info@resulkurt.com"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;info@resulkurt.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;İşsizlik sigortası yardımlarından kimler  yararlanabilir?&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bilindiği gibi 01.06.2000 tarihi  itibariyle tasarrufu teşvik kesintileri durdurularak ‘işsizlik sigortası  primi’ne dönüştürülmüş ve ‘işsizlik sigortası fonu’ oluşturulmuştur. İşverenler,  işsizlik sigortasına ilişkin yükümlülükleri nedeniyle, sigortalıların  ücretlerinden indirim veya kesinti yapma hakkına sahip bulunmamaktadırlar.  Herhangi bir şekilde, işçinin sigortalılık durumunun sona ermesi halinde, o ana  kadar işçiden ve işverenden kesilen işsizlik sigortası primleri devlet payı iade  edilmemektedir. İşsizlik sigortası primlerinin tahsili ve bunların Fona  aktarılmasından ‘Sosyal Sigortalar Kurumu’nu; diğer her türlü hizmet ve  işlemlerden de Türkiye İş Kurumu’nu görevli, yetkili ve sorumlu  kılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İşsizlik sigortası yardımları&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İşsizlik sigortası yasası, işsiz kalan  kişiye işsizlik ödeneği dışında bazı ek imkanlar da sağlamaktadır. Buna göre  işsizlik sigortasından yararlanmaya hak kazanan kişi işsiz kaldığı süre içindeki  tedavilerini yaptırabilecek, yeni bir iş bulması için devletten yardım alacak,  meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitiminden  yararlanabilecektir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İşsizlik sigortası yardımlarına &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;hak kazanmanın koşulları&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bilindiğinin aksine, işsizlik sigortası  yardımlarından yararlanmak için sadece işsiz kalmak yeterli değildir. Ayrıca,  bazı şartların da oluşması gerekmektedir. 4447 sayılı Kanun uyarınca sigortalı  sayılanlardan iş sözleşmeleri yasada belirtilen hallerden birisine dayalı olarak  sona erenler, resmi kimlik belgesi ve işveren tarafından düzenlenen ‘işten  ayrılma bildirgesi’ yle iş sözleşmesinin sona erdiği tarihi izleyen günden  itibaren 30 gün içinde, işyerinin bağlı bulunduğu yerdeki Türkiye İş Kurumu  (İş-Kur) müdürlüğüne talep dilekçesi ile şahsen müracaat edeceklerdir. Bir  sigortalının, işsizlik sigortası ödeneğinden yararlanabilmesi için kendi istek  ve kusuru dışında işsiz kalması, son üç yıl içinde 600 gün prim ödemesi ve işsiz  kalmadan önceki 120 gün içinde de kesintisiz prim ödemiş olması ve 30 gün içinde  şahsen başvurarak yeni bir iş almaya hazır olduklarını kaydettirmeleri  gerekmektedir. Kendi iradesiyle işsiz kalan (istifa eden, evlenme ve emeklilik  nedeniyle işten ayrılan vb.) sigortalılar işsizlik sigortası yardımlarından  yararlanamayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İşsizlik sigortasında yardım  tutarı&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kanunda işsizlik ödeneği alabilmek için  öngörülen şartları taşıyanlara, 600 gün prim ödemiş olanlar için 180 gün, 900  gün prim ödemiş olanlar için 240 gün, 1080 gün ve daha fazla prim ödemiş olanlar  için 300 gün süre ile bu ödenek ödenecektir. Ödenek miktarı, işsizin prime esas  son dört aylık ücretinin ortalamasının % 50’si olarak hesaplanacaktır. Ancak,  işsizlik ödeneği miktarı sanayi kesiminde çalışan onaltı yaşından büyük işçiler  için uygulanan aylık asgari ücretin net tutarını (01.01.2006-31.12.2006 dönemi  için 380,46.-YTL ) geçemeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; GÜNDÖNÜMÜ..........Hasan Hüseyin  Evin&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Hadi uygulayın  yasaları!&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;Kamu emekçileri sendikaları ile hükümet arasında  sürdürülen “toplu görüşme” komedisinin bu yıla ait bölümü sonuçlandı.&lt;br /&gt;“Toplu  görüşme komedisi” diyoruz, çünkü; taraflar görüşüyorlar ama sonuçta anlaşılan  maddelere ilişkin mutabakat metni düzenleniyor. Bu metin Bakanlar Kurulu’na  gidiyor. Uyuşmazlık halinde uzlaştırma kurulu uyuşmazlık konularını karara  bağlıyor. Mutabakat metninin ve Uzlaştırma Kurulu kararlarının bağlayıcılığı  yok.&lt;br /&gt;Yani davul kamu emekçilerinin boynunda, tokmak hükümetin elinde. Hükümet  nasıl isterse öyle uygulama yapıyor. Bu haliyle kamu emekçilerinin toplu  görüşmelerde herhangi bir etkisi yok.&lt;br /&gt;Bu nedenle de KESK görüşmelere bir süre  katıldıktan sonra gerekçelerini de açıklayarak mücadeleye alanlarda devam etmek  üzere masadan çekildi. Diğer konfederasyonlar sonuna kadar görüşmeleri  sürdürdüler. Ama sonuçta uyuşmazlık tutanağı düzenlendi.&lt;br /&gt;Hukukçu Devlet  Bakanı M. Ali Şahin, haklarını alanlarda, sokakta ve eylemlerle arayacağını ilan  eden kamu emekçilerini “Dolduruşa gelmeyin. Çoluk çocuğunuz var. Hakkınızda  yasalar uygulanır, mağdur olusunuz” diyerek tehdit ediyor. Memurların grev  hakkının olmadığını söylüyor.&lt;br /&gt;M. Ali Şahin memurları ve onların çoluk  çocuklarını düşünüyorsa onlara insanca yaşayacakları ücreti vermelidir.  Emekçiler için “Bu bütçe benim bütçem değil ki, halkın parası. Kaynak olmayınca  nereden verelim.” diyen Şahin, bankalara, büyük patronlara kaynak bulmakta hiç  zorlanmıyor. Halkın parasıyla, emekçilerin birikimleriyle kurulan tesisleri yok  pahasına onlara devrediyor.&lt;br /&gt;Her çalışanın toplusözleşme ve grev hakkı işin  doğası gereği vardır. Bu konuyu tartışmıyoruz.&lt;br /&gt;Ancak soruna yürürlükteki  yasalarla sınırlı olarak bakıldığında bile tüm çalışanların olduğu gibi kamu  emekçilerinin de toplusözleşme ve grev hakları vardır. Bu haklar özellikle  ILO’nun 87, 98 ve 151 sayılı sözleşmeleri ile Avrupa İnsan Hakları  Sözleşmesi’nin ayrılmaz bir parçası olan Avrupa Sosyal Şartı’nda açıkça yer  almaktadır.&lt;br /&gt;4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası’nın yürürlüğe  girmesinden hemen sonra KESK’in şikayeti üzerine toplanan ILO’nun “Sözleşmelerin  Uygulanması Uzmanlar Komitesi”nin 4688 sayılı yasa ile 87 sayılı ILO  sözleşmesini karşılaştırdığı Haziran 2002 tarihli raporunda:&lt;br /&gt;“4688 sayılı  yasada bir kısım kamu görevlilerinin örgütlenme hakkının kısıtlanması veya yok  sayılmasının, ayrıca polis ve asker dışındaki kamu görevlilerinin toplusözleşme  ve grev haklarının yasada yer almaması nedeniyle yasanın 87 sayılı sözleşmeye  aykırı olduğu” belirtilmiş ve hükümete bildirmiştir.&lt;br /&gt;Anayasa’nın 90.  maddesinin son cümlesinde de “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve  özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı  hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma  hükümleri esas alınır” denilmektedir.&lt;br /&gt;Bu yasal durum karşısında kamu  emekçilerinin toplusözleşme ve grev hakkının tartışmasız var olduğunu kendisi de  hukukçu olan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı M. Ali Şahin’in bilmediği  düşünülemez.&lt;br /&gt;O halde M. Ali Şahin’i, çoluk çocuğunun aç kalmasına, eğitimsiz  kalmasına sebep oldukları kamu emekçilerini tehdit etmeye yönelten duygu ve  düşünce nedir?&lt;br /&gt;Bu duygu işçilerin birleşip ortak davranmaya başlaması ile  birlikte patronlarda oluşan korku ve tedirginlik duygusudur. Bu tehditlerle Kamu  İşveren temsilcisi olan M. Ali Şahin, birleşip mücadele etmekten başka çıkar yol  kalmadığını gören ve işyerlerinden başlayarak birleşmeye yönelen kamu emekçileri  cephesinde birliği önleyecek ve dağıtacak bir korku yaratmayı  ummaktadır.&lt;br /&gt;Oysa kamu emekçileri kendilerinin ve çocuklarının geleceği için  mücadeleden geri durmadıklarını geçmişte gösterdiler, gelecekte de  gösterecekler. Meşru ve yasal grev haklarını kullanmaktan  kaçınmayacaklar.&lt;br /&gt;Onlar çocuklarına onurlu bir gelecek bırakacaklar, ya  diğerleri?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;e-posta: &lt;/span&gt;&lt;a href="mailto:hhuseyinevin@gmail.com"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;hhuseyinevin@gmail.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Çukurova ülkemizin ulusal  markasıdır&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sedat Kutlu / Türk-Arap İşadamları Derneği  Yönetim Kurulu Başkanı&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Çukurova, ülkemizin ekonomik, sosyal ve  kültürel değerlerini bir bütün içerisinde, ulusal ve uluslararası alanda en iyi  biçimde taşıyacak özelliklere sahiptir. Ülkemizde, 'Çukurova' denildiği zaman,  bir bölgeden bahsedildiği bilinir. Yani "marka Çukurova" adı, haklı olarak,  bölgesel özellikler nedeniyle yıllar içerisinde kendiliğinden elde edilmiştir.  Çukurova, ulusal bazda kabul görmüş olmanın avantajını iyi kullanmak  mecburiyetinde olduğunu idrak etmelidir. Tüm özelliklerini bir bütün olarak,  'ekonomik fayda merkezi' olmak üzere ulusal ve uluslararası piyasalara arz  etmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Çukurova'nın ekonomik fayda merkezi olması  için bölgedeki tüm oluşumlar, Çukurova bütünlüğü içerisinde hareket etmeyi  prensip olarak kabul etmelidir. Lider kurumlar, kuruluşlar, kanaat önderleri ve  tüm aktörleri, Çukurova'nın 'Doğu Akdeniz Bölgesi'nin ulusal ve uluslararası  bazda merkezi olması için önderlik yapmalı ve bu özelliği ön plana  çıkartmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Dünyada, bölgesel özellikler her açıdan ön  plana çıkmıştır. Ülkeler de, bölgesel özeliklerine göre değer bulmaktadır.  Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar, Kuzey Avrupa (İskandinavya) gibi dünya  bölgeleri, özelikleri nedeni ile önce cazibe merkezi olmuşlardır. Bulundukları  bölge ve ülke dolayısıyla tüm dünyayı etkilemişlerdir. Ülkelerin ekonomik açıdan  önemleri ve sorunları, bölge ülkelerinin etkisi ve gücüne bağlı olarak  değişmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Okyanusu geçmek için transatlantik gemilere  ihtiyaç var. Hedeflerimiz, ekonomik ve güçlü olmalı. Ekonomi ve güç üzerine  oturtulmuş bir çalışma, boyutu ne olursa olsun altyapısına uygun kalkınmayı  sağlayacaktır. Ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmiş olan kişi, kurum, kuruluşlar,  bölgeler ve ülkeleri incelediğimizde, bölgesel kalkınma temeli üzerine  tasarladıkları ulusal ve uluslararası ekonomik hedefleri taşıyacak ve  taşıttıracak oluşumları uyguladıklarını görmekteyiz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;"29 Ülke TURAB İle El Ele" anlayışı 11  işadamı, 17 Eylül 2003'te merkezi Mersin'de bulunan Türk-Arap İşadamları  Derneği'ni (TURAB) kurmuştur. 22 Arap ülkesi; Azarbeycan, Türkmenistan,  Kırgızistan, Kazakistan, KKTC ve Türkiye ile&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;ekonomik işbirliğini geliştirmek üzere  çalışmalar gerçekleştirmektedir. TURAB'ın hedeflerinin başında Türk-Arap iş  çevreleriyle ilişkiye girmek; ortak iş yapmak, üyelerine ticari olanaklar  sağlamak; ticaret, ekonomi, finansman, sanayi, fuar, turizm, eğitim, sağlık ve  benzeri konularda görüş bildirmek ve uygulamada yardımcı olmak gelir. Kamuoyu  oluşturmak ve ülke tanıtımına katkıda bulunmak amacıyla fuarlara katılan TURAB,  yurtiçi-yurtdışı şubelerin açılması, işbirliklerinin geliştirilmesi için  toplantılar düzenlemektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Derneğimiz 29 ülkedeki büyük elçilikler,  konsolosluklar, ticaret ateşeleri, odalar ve mesleki kuruluşlarla işbirliğinin  gelişmesi amacıyla çalışmaktadır. Ticaret ateşelikleri ile müşavirliklerin, 29  ülkede birbirleri ile doğrudan irtibatını sağlayan derneğimiz, Türkiye'de TOBB  ile kurulacak ilişkilere de destek vermektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bunların yanı sıra, 29 ülkeyi kapsayacak  şekilde ortak ticaret-sanayi odalarının kurulması; uluslararası yabancı  yatırımcılara hizmet verecek danışmanlık firmalarının özel yasa ile iş hayatında  yerini alması; ticaret ve sanayi odaları bünyesinde ülkeler masası  oluşturulması; Mersin'de, 29 ülkeyi temsil ve tanıtım imkanı sağlayacak Ülkeler  Fuar Haftası organizasyonu; bölgemizin, altyapısını bir bütün olarak  değerlendirecek şekilde oluşacak çalışmalar bölgemize, ülkemize ve diğer bölge  ülkelerine çok olumlu katkılar sağlayacaktır. Bu tür çalışmalar, marka olmak ile  olmamak arasındaki fark gibi bilinçli ele alınmalıdır. Şartları mutlaka titiz  bir şekilde işlenmeli, sabırlı olunmalı, usulca var olan değerleri ortaya  çıkartmalı, taşımalı-taşıttırmalıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;table style="border: medium none ; width: 99.98%; border-collapse: collapse;" align="left" border="1" cellpadding="0" cellspacing="0" width="99%"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr style="height: 7.6pt;"&gt; &lt;td style="border-style: solid; border-color: silver silver gray; border-width: 0.5pt 0.5pt 3pt; padding: 0cm 3.5pt; width: 562.4pt; height: 7.6pt;" valign="top" width="750"&gt;&lt;strong&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt; &lt;p&gt;04 EYLUL 2006 PAZARTESI GUNLU GAZETELERDEN YARGI  HABERLERI&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr style="height: 0.25pt;"&gt; &lt;td style="border-style: none solid solid; border-color: -moz-use-text-color gray gray; border-width: medium 3pt 3pt; padding: 0cm 3.5pt; background: rgb(12, 12, 12) none repeat scroll 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial; width: 562.4pt; height: 0.25pt;" width="750"&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: center;" align="center"&gt;&lt;span style="font-size: 18pt; color: white; font-family: 'AvantGarde Bk BT';"&gt;&lt;strong&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="background: black none repeat scroll 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial; text-align: center;" align="center"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver; font-family: Batang;"&gt;Can&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver; font-family: Batang;"&gt;m  Babam Hasan &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver;"&gt;Ö&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver; font-family: Batang;"&gt;ZDER&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver;"&gt;İ&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver; font-family: Batang;"&gt;N  &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver;"&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver; font-family: Batang;"&gt;in  Aziz Hat&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver; font-family: Batang;"&gt;ras&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver; font-family: Batang;"&gt;na,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="background: black none repeat scroll 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial; text-align: center;" align="center"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="background: black none repeat scroll 0%; font-size: 10pt; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial; color: silver; font-family: 'Palatino Linotype';"&gt;(  13 Aralık 2004 – Söz Eylemini Yitirdi&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="background: black none repeat scroll 0%; font-size: 16pt; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial; color: silver; font-family: 'Palatino Linotype';"&gt;...)&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 16pt; color: silver; font-family: 'Palatino Linotype';"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: center;" align="center"&gt; &lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: silver; font-family: 'Trebuchet MS';"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr style="height: 0.15pt;"&gt; &lt;td style="border-style: none solid solid; border-color: -moz-use-text-color gray gray; border-width: medium 3pt 3pt; padding: 0cm 3.5pt; background: black none repeat scroll 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial; width: 562.4pt; height: 0.15pt;" width="750"&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: center;" align="center"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: red; font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;O&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: rgb(255, 153, 0); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;Z&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: rgb(153, 204, 0); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;D&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: yellow; font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;E&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: rgb(255, 204, 0); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;R&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: aqua; font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;I&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: rgb(255, 102, 0); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;N&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: rgb(204, 255, 255); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: rgb(0, 204, 255); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;M&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: blue; font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size: 11pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr style="height: 0.2pt;"&gt; &lt;td style="border-style: none solid solid; border-color: -moz-use-text-color gray gray; border-width: medium 3pt 3pt; padding: 0cm 3.5pt; background: rgb(217, 217, 217) none repeat scroll 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial; width: 562.4pt; height: 0.2pt;" width="750"&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: center;" align="center"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 14pt;"&gt;msn:  ozderin@hotmail.com&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="background: black none repeat scroll 0%; font-size: 14pt; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial; color: red; font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34731940-115874369688925192?l=04eylul2006.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://04eylul2006.blogspot.com/feeds/115874369688925192/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=34731940&amp;postID=115874369688925192' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/34731940/posts/default/115874369688925192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/34731940/posts/default/115874369688925192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://04eylul2006.blogspot.com/2006/09/04-eylul-2006-pazartesi-gunlu.html' title='04 EYLUL 2006 PAZARTESI GUNLU GAZETELERDEN YARGI HABERLERI'/><author><name>Metin OZDERIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10121960027332376506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img240.imageshack.us/img240/8495/gdrg2.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
